28 Mart 2016 Pazartesi

Elektro-Kirlenme (Elektrosmog )



(Wikipedia.de sitesinden Türkçeye tercüme edilmiştir.) 




Elektro-Kirlenme veya E-Kirlenme (elektro-smog ) elektro ile duman (smoke) ve sis (fog )kelimelerinden meydana gelir ) kısmen biyolojik etkilere sahip olduğu veya olabileceği kabul edilen elektrik , manyetik ve elektromanyetik alanların bütünü için kullanılan genel geçer bir ifadedir. 

Tespit edilebilir elektromanyetik alanların varlığının çevreye uyumlu olması, özellikle insanları ilgilendiren sıhhi uyumluluk ve uygunluk Elektromanyetik Çevre Uyumlululuğu olarak adlandırılır. 

Bu etkilerin kendilerine tesir ettiği canlılar elektroduyarlı olarak adlandırılır. Bu etkiler ile ilgili olarak elektromanyetik çevre uyumluluğu çerçevesinde izin verilen sınır değerler farklı yönerge, norm ve yasalarda verilmiştir. Aynı şekilde elektromanyetik alanların teknik donanımlar üzerindeki etkileri elektromanyetik uyumluluk çerçevesinde tariflenmiştir. 


Burada elektro-sisduman kavramnın temelinde, özellikle sıcaklık terselmesi durumlarında insan sağlığına zararlı madde yoğunluğunun havada çok aşırı şekilde artmasına sebep olan (İngilizcedeki smoke + fog = smog ) duman ve sis kelimeleri yatmaktadır. Bu mantığa dayanarak elektrosmog kavramı , insan, canlı doğa, hayvanlar, bitkiler ve diğer yaşam türleri ve tek hücreli canlılar üzerinde sağlığa zararlı etkileri olabilecek çok aşırı yüksek elektromanyetik alanları ifade etmektedir. Bu kavram olumsuz çağrışımlar yapan bir kavram olarak düşünülebilir. Bu kavram bu nedenle bir disfemizm (kaba şekilde ifade etme ) örneğidir. 


Tanımlama Uğraşları
Her ne kadar konu elektromanyetik dalgalar ve aynı şekilde parçacık ışıması dahilinde bulunmaktaysa da , muğlak bir kavram olan elektro-kirlenme ve bu fenomenin sınırları çok keskin bir şekilde belirlenemediği için termal ışınım ve iyonize edici ışınımlar (radyoaktivite ) bu kavrama dahil edilmezler.

Burada elektromanyetik uyumluluk (EMV) kavramı ile çevresel elektromanyetik uyumluluk kavramı (EMVU ) arasında ayrım yapmak gerekmektedir. EMV, elektrik ve elektronik cihazların birbirleriyle olan etkileşimlerini konu almaktadır. 
Öncelikle yapay olarak üretilen elektromanyetik alanların çevre ve özellikle insan üzerindeki etkileri, EMVU kavramını üreten gerekçeler arasında sayılır. 
Burada herşeye esas olan prensip, üzerinden doğru akım akan bir iletkenin çevresinde büyüklüğü değişmeyen bir alanın, üzerinden değişken (alternatif ) akım akan bir iletkenin çevresinde büyüklüğü ve yönü değişen bir alanın oluşmasıdır. Çevresel elektromanyetik uyumluluk (EMVU )’un kapsamında , durağan, düşük ve yüksek frekanslı değişken alanlar ile farklı biyolojik etkilere sahip olma potansiyeli taşıyan değişik türde modülasyon tipleri arasında ayrımlara gidilebilir. 


Telsiz telgrafların ürettiği dalgalara karşı koruma sağladığı düşünülen Bir korunma elbisesinin resmedilişi
Tarihçe
Yüksek gerilim iletkenlerinin ve elektromanyetik alanların çevre ve insanlar üzerindeki etkilerinden duyulan endişeler yeni değildir ve aşağıda elektrik enerji tekniğinin başlangıç dönemlerine ait örnekte de görüleceği üzere ondokuzuncu yüzyılın ortalarında teknikten faydalanılmaya başlandığından beridir bu endişeler kalıcı olmuştur:

Bayern’de 1890 yılında Kraliyet umumi idaresindeki memurlarının alternatif gerilimde elektrik üreten ilk alman güç santrali olan Elektricitaet-Werken Reichenhall’in açılış kutlamalarına katılmalarına veya makine dairesine girmelerine izin verilmemiştir. 
Bayern’deki bu kamuya ait ilk elektrik santrali Bad Reichenhall’de aydınlatma amaçlı hizmet vermiş olup, o günün ölçülerine göre benzersiz bir büyüklük olan 2 kV gibi bir gerilim büyüklüğü bu yasaklamanın nedeni olarak gösterilmiştir. 
Yine de yüksek gerilimi ilgilendiren işlerde, tıpkı bugün özellikle ‘ Beş Güvenlik Kuralı ‘ ve ‘ Gerilim Altında Çalışma ‘ başlığı altında norm haline getirilmiş olduğu gibi elektrik kazalarının önüne geçebilmek için çok özel güvenlik önlemleri söz konusu olmaktadır. 
Bugün artık yaşamımızın bir parçası haline gelmiş olan baz istasyonlarının teknik olarak öncülleri olan ilk telsiz cihazların ve onların telgraf istasyonlarının ortaya çıkmasıyla da aynı şekilde endişeler ve korkular söz konusu olmuştur. 
1911 yılının nisan ayında ABD’deki Atlanta Terkip (AJC ) gazetesi telsiz telgraf dalgalarının olası zararları hakkında haber yaparak , bu dalgaların zaman içerisinde insanların dişlerini kaybetmesine, saçlarının dökülmesine ve aklını kaybetmesine neden olabileceğini bildirdi. 

“ Telsiz çağı başladığında (ki bunu hemen telsiz telefon takip edecektir) teneffüs ettiğimiz hava o kadar elektrik yüklü olacak ki insanoğlu bu etkileri yüzlerce değişik şekilde duyumsayacaktır. Daha şimdiden dişlerimize zarar verdiğini görüyoruz. Yarın belki bir de bakacağız ki saçlarımız aynı nedenle dökülüyor ve sonunda aklımızı hatta yaşamımızı kaybetmişsiz.” – Rolf Hensingmüller: The Atlanta Terkip Gazetesi , Sayfa C6, 30. Nisan 1911


Buna çare olarak bir yağmurluğu andıran bir korunma elbisesi önerildi. Bu elbise telsiz telgrafların dalgalarının insana zarar vermesini önleyecekti. 


'Ne var ki , bu tarz bir yalıtım işlemi ile uğraşmayacaksak, izlenmesi gereken yek yoklbizi koruyacak yalıtımlı elbiseler giymektir. Bu elbise kauçuk bir paltodan ve özel bir malzemeden yapılmış bir başlıktan oluşacaktır. Tüm yüzümüz gözümüzde görmeyi sağlayan gözlükler ve nefes almamıza yarayan bir hava valfi dışında tamamen kapalı olmak zorundadır. ' 

Rolf Hensingmüller: The Atlanta Terkip Gazetesi , Sayfa C6, 30. Nisan 1911

Bilimsel Araştırmalar
Çevresel Elektromanyetik Uyumlululuk sahasında yönetmeliklerle bir takım sınır değerlerin getirilmesine yol açan yüksek frekansın su barındıran dokular üzerindeki ısıl etkisi genel anlamda artık ispat edilmiş bir olduğudur. Hücre toplulukları üzerindeki etkiler , belli durumlarda tekil hücrelerdeki olası rezonans durumu, beyin ve sinir hücrelerinin oluşturduğu yollar üzerindeki etkilerin zararlı olup olmadığı henüz bugüne kadar tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kesinkes ispat edilememiştir. 2010 yılı şubatında EMF-Portal( web sitesinde) elektromanyetik alanların biyolojik etkileri hakkında 11391 yayınlık bir standı bulunduğundan bahsetmiştir. Aşağıda bu konu ile ilgili detaylı bilgi içeren birkaç çalışma verilmektedir.

1990’lı yıllarda fareler üzerinde yapılan ve elektromanyetik alanların Kan-Beyin Bariyeri üzerindeki etkilerini araştıran ve kendilerinden çok farklı sonuçlar elde edilmiş olan çok sayıda çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bilimadamı Leif .G .Salford ve Bertil Persson ve çalışma arkadaşları tarafından farklı farklı çalışmalar yayınlanmıştır. Bu grup daha önce 0,002 W/kg SAR (yani bugünkü sınır değerin binde biri kadar ) değerinde çok sayıda anormal sinir hücrelerinin varlığını tespit etmişti. Bu değer sonraları 0,2 watt / kg değerine kadar yükseltilerek çalışmalara devam edilmişse de herhangi bir farklı sonuç elde edilmemiştir. Bu çalışma BfS ( Alman Radyasyondan Korunma Ofisi ) tarafından normal, biraz anormal, çok anormal hücreler olarak sübjektif bir şekilde kategorize edilmiş olduğu için eleştirilmiştir Yine SAR değerinin dolaylı ölçüm yöntemi de eleştirilmektedir. Zaten Salford ve arkadaşları bu çalışmanın sonuçlarını başka bir kontrol çalışmasında yeniden üretmeyi başaramamışlardır.
Buna karşılık bir başka benzer çalışma 1997 yılında 0,3 ve 1,5 w/kg değerlerinde önemli bir artışın olmadığını göstermiştir. 7,5 w/kg gibi sınırın bir hayli üstündeki bir değerde ancak bir değişiklik gözlenebilmiştir. Japonyada gerçekleştirilen bir çalışmada 2 w/kg değerinde herhangi önemli bir değişiklik gözlemlenememiştir. Avustralya’daki bir başka araştırmada ise SAR değeri ile ilişkili bir sonuç elde edilememiştir.
Naila araştırması olarak adlandırılan bir çalışmada radyo vericisine olan mesafe ile aynı bölge içerisinde yaşayan insanlarda kanser hastalıkları arasında sayısal yönden zengin bir ilişkinin bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Buna göre, vericinin en çok 400 metre çevresindeki insanlarda, bu dairenin dışında kalan karşılaştırma/ kontrol grubuna nazaran kanser vakalarında bir artış olduğu sonucuna varılmıştır. Alman Radyasyondan Korunma Ofisi bu araştırmaya öncelikli olarak, aralarında herhangi bir ilişki bulunup bulunmadığını araştırmadan doğrudan elektromanyetik alanları neden ve hastalıkları sonuç olarak tanımladığı için eleştiri getirmiştir. (cum hoc ergo propter hoc). Bundan başka, çalışmanın bir takım zayıf yönlerinden bahsedilerek örneğin kanser hastalıklarının toplam sayısının beklenenden ciddi şekilde daha düşük olduğundan ve uzak-yakın olarak verilen kavramların çok fazla muğlaklık ihtiva ettiğinden bahsedilmiştir.

Reflex-araştırması ilk kez çok kuvvetli elektromanyetik alan seviyelerinde günlük elektromanyetik ışınım ile hücre hasarları arasında tekrar üretilebilir bir ilişki kurulabileceğini gösteren çalışmadır. Bu laboratuvar bulguları , doğru olsalar bile böylesi ışınımların hastalıklara neden olduğunu göstermemektedir. Bu arada , medyada yer alan haberlere göre, Refleks- araştırmasına, çalışmada saptanan” genetik bilginin aktarılmasında görev alan gen zincirinin kırılması” savının gerçekliği noktasında şüpheyle bakılmaktadır çünkü proje yöneticisinin ekibinden Franz Adlkopfer diğer araştırmalarda laboratuvar sonuçlarında sahtekarlık yapıldığını itiraf etmiştir

GSM istasyonları hakkında, kontrollü olarak yapılan ve deneyi yapanlarla denek gruplarının deney ve kontrol gruplarını bilmedikleri bir araştırmanın sonuçları 2007 yılında yayınlanmıştır. Wayne Eyalet Üniversitesi& Uppsala Üniversitesi (ABD) ile İsveç Karolinska Enstitüsündeki bilimadamları, elektroenzefalografi yardımıyla yaptıkları araştırma sonucunda baş bölgeleri üç saatlik bir cep telefonu radyasyonuna maruz kalan deneklerin pek çoğunun uykularında ciddi şekilde bozulma tespit etmişlerdir. Araştırmada kontrol grupları, GSM radyo sinyalleri içermeyen sahte bir bir ışımaya maruz bırakılmışlardır. Her iki gruplardakiler (denek/kontrol ) de maruz kaldıkları ışınımın gerçek mi sahte mi olduğunu ancak olasılık ihtimalinde tahmin edebilmektedirler. SAR değeri 1,4 w/kg ve frekansı 884 mHz lik bir GSM sinyali kullanılmıştır. Deneklerin bildirdiği gözlemler ve nörofizyolojik ölçüm bilgileri değerlendirmeye tabi tutulmuştur.

2008 yılının ocak ayında Avusturya’da Salzburg Sağlık Müdürlüğü tarafından, “Hausmannstatten ve Vasoldsberg Bölgelerinde Kanser Olasılığının Çevresel Epidemiyolojisi Yönden Araştırılması “ isimli araştırma yayınlanmıştır. Bu araştırmayı tetikleyen şey, adı geçen bölgede kanser vakalarının sıklaşması olmuştur. Araştırmanın ulaştığı neticeye göre, o zamanlar o bölgede faaliyet gösteren Mobilkom Austria’nın tek vericisine yakın bölgelerde kanser riskinin yükseldiği ve ciddi şekilde arttığı gözlemlenen kanser oranlarının Hausmannstaetten’de 1984-1997 yılları arasında C-şebeke konfigürasyonunda işletilen radyo istasyonuyla ilişkili olduğu ortaya konmuştur.

2008 şubatında bahsi geçen zaman dilimi içerisinde bu tartışmalı bölgede herhangi bir C –şebekesinin bulunmadığı ortaya çıktı. Mobilkom Austria firması bu çalışmayı yapanlara karşı açtığı mahkeme sürecinde , o bölgede o tarihlerde bir verici bulunmadığını gösteren Avusturya Ölçme ve Metroloji Daire Başkanlığı’nın 1989 yılına ait hava fotoğraflarının yanında, Seçim Bürosunun bir önceki hava fotoğraflarını destekler mahiyette olan resmi kronolojisini ortaya koymuştur. Söz konusu çalışma bu sürecin ardından geri çekilmiştir.

Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı cep telefonunun yaydığı radyasyonun “kansere neden olabilecek türde “ olduğunu kabul etmiştir. Bu konuda 2004 yılında yapılmış olan bir çalışmaya atıfta bulunmaktadır. Bu araştırmada cep telefonlarının uzun süreli olarak kullanılması neticesinde gliyom yani beyin tümörlerinin bir türünün oluşma riskinin % 40 kadar yükseldiği iddia edilmektedir. 

Görüşler
Salzburg Sağlık Müdürlüğü 2003 yılında  herhangi destekleyici bilgi ileri sürmeden şu şekilde bir uyarıda bulundu:
“Elektrokirlenme ayrıca vejetatifleri, merkezi sinir sistemini, hormanları ve hücreleri etkileyerek zarar verebilir. Çok yoğun  ve uzun süreli bir kirlenme ayrıca farklı hastalıklara yol açabilir. “
Dünya Sağlık Örgütü  bu olguyu “düşük  frekanslı elektrik alanlar insan vücudunu da  tüm diğer yüklü parçacıkları nasıl etkiliyorsa aynı şekilde etkilemektedir.Elektrik alanlar iletken malzemelere rastladığında elektriksel yüklerin madde üzerindeki hacimsel dağılımına etki ederler. Gövdeden  toprağa akan bir elektrik akımı yaratırlar. Düşük frekanslı manyetik alanlar insan vücudunda da kapalı döngüler üzerinde akan akımlar meydana getirmektedirler. Bu akımların büyüklüğü dış manyetik alanın şiddetine bağlıdır. Bu akımlar yeterince büyük olduklarında sinirleri ve kasları uyarabilir veya farklı türde biyolojik olayları etkileyebilirler.” şeklinde tarif etmektedir.
Bunun yanında Dünya Sağlık Örgütü “zayıf elektromanyetik alanlara maruz kalındığında bu durumun sağlığa olan etkilerini şu anki bilgimizle doğrulayamadığımız  ” sonucuna ulaşmaktadır.  Buna rağmen yine de bir takım belirsizliklerin bulunduğunu belirterek konunun araştırılmaya gereksinim duymakta olduğu dile getirilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün bir  parçası olan Kanser Araştırmaları Ajansı IARC , 2002 yılında düşük frekanslı manyetik alanları (Yüksek gerilim iletim hatlarının meydana getirdiği türden )  “kansere neden olması olası” şeklinde sınıflandırmıştır. Federal Almanya Işınımdan Korunma Dairesi’nin elektromanyetik ışınımının olası zararları  ile ilgili  kamuoyunda tartışılmaya devam eden farklı araştırmalar hakkında beyan ettiği bir görüşte , tüm bu araştırmaların istisnasız bir şekilde , farklı yöntem hataları veya elde ettiklerini iddiasında bulundukları sonuçları tekrarlamadaki başarısızlıkları nedeniyle eleştirilmiştir.
Eş zamanlı olarak bahsi geçen Işınımdan Korunma  Dairesi iyonize edici özellikte olmayan ışınımların sağlığa zararlı etkilerinin olabileceğini bildirerek uyarıda bulunarak  “Olası sağlık risklerinin önüne geçmek için kurumumuz ışınımdan korunmada kişisel insiyatif alınarak bu risk seviyesinin en düşük mertebeye çekilmesinin uygun olacağı görüşündedir” şeklinde görüş bildirmiştir.

Etkiler Hakkında Şahsi Kanaatler
 Elektrokirlenmenin yol açabileceği durumlar ile ilgili kişisel kanaatlerde fiziksel bağlamların dışında  değişik şekillerdeki bilimsel ve teknik kaygılar da rol oynamaktadır. Elektrokirlenmenin etkileri ile ilgili olarak yapılan tartışmalar genellikle duygusallık yönü ağır basan, kişisel ve bilimsel yöntemlerin dışında kalan bir yapıdadır. Bu bağlamda, medyada negatif etkiler ile ilgili olarak çok değişik türde uyarıların yapılması alışılageldik bir durum arz etmektedir.  Araştırmalarda karşılıklı olarak , verilerin toplanması ve araştırmanın sonuçlandırılması aşamasındaki sonuç çıkarma yöntemleri ile ilgili olarak  manipülasyon suçlamalarında bulunulmaktadır.  Kişilerin konuyla ilgili izlenimleri bir zarar olgusunun varlığı hakkında hiçbir şey ortaya koymamaktadır çünkü telkine açıktırlar ve bu yüzden yararlanılabilir olarak görülmezler.
 Makul bir değerlendirme için gerekli olan masraflardan kaçınmak veya iç açıcı olmayan sonuçlardan korkulduğu için ideolojik gerekçelerle şeffaf bir tartışma ortamı sık sık engellenmektedir.
Kişiler arasında  araştırmaları manipüle ettikleri veya bilerek aldatmaya yönelik çıkarımlar yapıldığı ve komplo teorileri üretildiğiyle  ilgili suçlamalar meydana gelmiştir.  Bununla beraber karşı taraftan sık sık  bu olgunun zararsız olduğuna ve sadece  olduğu varsayılan  etki modellerine dair genelgeçer ve epistemolojik nedenlerle gerçekleştirilemeyen bir ispat talep edilmektedir. Prensipte sadece belirli bir zararın ispat edilebilirliği söz konusudur.

Varsayılan Zararlılık
Bu “elektrokirlenme zararlıdır” fikrinin savunucuları  günlük alışılılmış elektromanyetik ışınımın insanlar üzerinde zararlı olduğunu, bu alanların seviyeleri ile  ışınımın termal etkisinin ihmal edilebilir derecede düşük olsa bile bu ışınımların  sağlığa olumsuz etkilerde bulunduğunu varsaymaktadırlar. Örneğin Oberfrank doktor grubundan birinin yaptığı ve   bu fikri destekler mahiyette olan bir araştırmada zararlı bir etkinin varlığı istatistiki yöntemlerle güçlü bir şekilde ortaya koyularak ruh hallerinde bozulmaların olduğunu söyleyen çok sayıda deneğin varlığından bahsedilmiştir.
Pek çok teknoloji ve ürünün zararlı olup olmadığının ancak çok ilerleyen zamanlarda ortaya çıkacağı ve  elektromanyetik alanlar ile ilgili dikkatli olunması gerektiği savunulmaktadır.
 Örnek olarak da röntgen ışınları, radyoışınım gibi iyonize edici ışınımlar, veya Asbest ve Konterjan gibi  belirli kimyasal maddeler anılmıştır.       Sağlığa olan etkiler ile ilgili  belgeler yazım şekli daha çok anektod türünü andıran raporlara dayanmaktadır. 

Kabul Görmeyen Zararlılık 
Elektrokirlenmenin “zararsız” olduğunu savunanlar, istatistiki bilgilere dayanarak böyle bir zararlılıktan bahsetmenin yetmeyeceğini iddia etmektedirler. Bu görüşe göre böyle zararlı bir etki hiç olmasa ve tüm araştırmalar hatadan muaf bile olsa tüm çalışmaların % 5 ‘in de önemli bir takım istatistiki hataların bulunabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca buna, hiç söz konusu olmadığı halde çok zaman , önemli sonuçlar doğurduğu yanılsamasına yol açacak olan , deney düzeneğinin kurulumu ile verilerin toplanmasındaki hataları da eklemek gerekmektedir. Yalnızca bağımsız bir şekilde tekrar tekrar kendini yeniden üretebilen araştırmalar anlam ifade etmektedir. Ne var ki , zararlı bir etkinin söz konusu olduğunu tespit eden çalışmalar ya bugüne dek hiçbir şekilde tekrarlanamamış veya bu çalışmalarda yöntemsel veya sistematik hatalar yapılmıştır. Elektrokirlenmenin zararlı sonuçlarının olduğunu tespit eden araştırmalar gerçek koşulları dikkate almadan, yalnızca farklı bölgesel mekan ilişkilerinin dikkate almadan bir sonuç üretebilen laboratuvar ortamında yapılmaktadır. Araştırmalar elektroduyarlı olduğu iddia edilen insanlarla ilgili olarak, ışınıma maruz kalma ve şikayetlerin ortaya çıkması arasında bir ilişki saptayamamamıştır. Nabeco etkisi olarak açıklanan bu fenomen, yeni kurulmuş ama henüz işletmeye alınmamış vericilerden şikayetlere yola açmaktadır.

Piyasanın Teklif Ettiği Önlemler
Piyasada zaman zaman, cep telefonunun içine yerleştirilen ve ışınımdan koruduğu iddia edilen cep telefonu radyasyon filtreleri görülmektedir.Çevresel elektromanyetik uyumluluk yönünden değerlendirildiğinde, iddia edilen koruma etkisine böyle bir filtrelemenin her yönde kapalı bir ekranlama üretememesi nedeniyle şüphe ile yaklaşılmaktadır. Bu filtrelerin kullanımı cep telefonunun sinyal alım gücünü etkileyerek verici istasyonu ile arasındaki denetleme devresini bozabilir. Bu nedenle cihaz, filtresiz kullanıma göre daha yüksek güçte çalışmaya zorlanabilir ve böylece istenen etkinin aksine daha zararlı hale gelir. 

Elektrotesisat tarafından meydana getirilen elektrik alanların zayıflatılması için piyasada şebeke kesme şalterleri teklif edilmektedir. Sayaç ve sigorta dolabına sigortalardan sonra konulacak böyle bir kesici vasıtası ile şebekeden herhangi bir akım çekilmediği zamanlarda hat şebekeden ayrılır ve herhangi bir tüketici cihaz devreye sokulmak istendiğinde tekrar şebekeye bağlanılır. 

Yüksek frekanslı elektromanyetik değişken alanların etkisi, elektriksel olarak iletken ve tüm etrafı kapalı bir ekranlama ile zayıflatılır. Metal ve ferromanyetik olmayan bir muhafazanın değişken alanlar üzerindeki etkisinin dayandığı prensip muhafaza üzerinde meydana gelen girdap akımlarıdır ki bu akımların meydana getirdiği manyetik alan maruz kalınan alanların etkisini kısmen karşılamaktadır. Ekranlamanın kalitesi “ekran zayıflatması” kavramı ile açıklanır ki bu kavram da elektromanyetik uyumluluğun alanına girmektedir. 









24 Mart 2016 Perşembe

Güneş Panelleri (Fotovoltaik ) İle İlgili Piyasada Dolaşan 10 Efsane

Güneş Panelleri ile İlgili Efsaneler
1:-Almanya’daki güneş ışınımı enerji üretimi için yeterli değil.
Gerçek şu ki yaklaşık 7-8 metrekarelik bir güneş paneli bir alman vatandaşının enerji ihtiyacını karşılamada yeterli olmaktadır.  Tüm Almanya’nın yüzölçümünün % 2 ‘si güneş panelleri ile kaplanacak olsaydı tüm enerji ihtiyacımız karşılanmış olurdu.  Eğer çatıya konulacak panellerin yönlendirilmesi ve eğimlerini düzgün şekilde ayarlayabilirsek bu güneş enerjisi, her ne kadar aynı koşullarda İspanya’da daha fazla enerji üretebilmek mümkün olsa da, Almanya’nın enerjisini karşılamaya yetecektir. 

Almanya da Kurulu Güneş Panelleri 

2. Fotovoltaik verimli bir sistem değildir.
Yanlış. Güneşli günlerde Almanyada güneşten üretilen elektrik enerjisi tüm atom santrallerinin ürettiği enerjiden fazladır. 
3-Fotovoltaik modüllerin verimleri giderek azalır.
Evet bu doğru.  Bu azalma çok ama çok düşük ölçekli bir azalmadır. Frauenhofer Güneş Enerji Sistemleri ensititüsü’nün yaptığı araştırmaya göre yıllık verim düşümü ortalama sadece % 0,1 kadardır.
4- Fotovoltaik sistemler uzun vadede kazançlı değildir.
Burada diğer yatırımları göz önünde bulundurarak yapılan bir kıyaslama söz konusudur.  Fotovoltaik tesisler yirmi yıl boyunca devletin alım garantisi altında çok güvenli bir yatırıma dönüşürler ve % 3 ila 5 arasında gelir getirirler. Bunun ne kadar iyi veya kötü olduğu kişiye kalmıştır.
5. Güneş Panelleri 20 yıl sonra işe yaramaz hale gelirler.
 İnsanın böyle düşünmesi nasıl mümkün olabilir? Almanyada devlet tarafından alım anlaşmaları 20 yıl olduğu için olabilir mi acaba?  Her ne olursa olsun manasız bir düşüncedir. Yüklenme testleri göstermektedir ki güneş modülleri 30 40 yıl kadar bir süre çevreye dost bir şekilde elektrik üretebilirler.  Yaklaşık 10 yıl sonra fotovoltaik sistemler kendilerini amorti ederler. Eğer biz ortalama ömrü 35 yıl kabul  edersek geriye kalan 25 yıl bizim için bir kazanç sahası haline gelmektedir.
Almanya Güneş Enerjisinden En Çok Faydalanan Gelişmiş Ülkedir

6- Fotovoltaik sistemler çok pahalıdır.
Ortalama büyüklükte bir PV tesisi pek çok ev sahibi için makul bir ücret olan 10000 Euro kadardır.  Bu duruma  teknolojik ilerleme ve büyük rekabet koşullarıyla gelinmiştir.  Birkaç yıl önce bu meblağ şimdikinin yaklaşık üç katı kadardı. Belki böylesi bir pahalılık iddiası sistemlerin  temin maliyetini değil kamunun maliyetlerini kastetmektedir.
7. Fotovoltaik sistemlerden elde edilen elektrik yüzünden hane halklarının elektriği pahalanmaktadır.
Evet bu ne yazık ki doğrudur.  Elektrik dağıtım firmaları Yenilenebilir Enerji Yasasının ön gördüğü vergi kalemi ile  faturalarla  tüketicilere yansıtmaktadır.   Bunun pratikte işe yarayan bir yanı var. Ah vah etmeyi bırakıp kendinize bir fotovoltaik  tesisi kurun ve bu maliyeti  cebinden ödeyen değil alan kazanan taraf olun.  Bu şekilde paranız kazana girmez aksine siz o kazandan faydalanan olursunuz. Sanki sağ cebinizden alıyor sol cebinize koyuyor gibi olursunuz.
 8- Fotovoltaik fahiş şekilde sübvanse ediliyor.
Devletin fotovoltaik sistemleri yaptığı katkı aslında yenilenebilir enerji yasasından gücünü alan vergi kalemi ile işliyor.  Bu kalem aslında bir sübvansiyon değil bir vergidir.  Pek çok kişi böyle bir yorumu boş konuşma olarak bile adlandırabilir.İşin doğrusu böyle bir vergi olmadan zaten fotovoltaik sistemler bugünkü gibi sürdürülebilir bir politika haline gelemezdi.  Ekolojik –Sosyal Piyasa Forumu’nun bir araştırmasının sonucunu burada dikkate değer bir çalışma olarak veriyoruz:
Konvansiyonel enerji taşıyıcıları olan çekirdek enerjisi, kömür, linyit  onlarca yıldır  devlet teşvikinden vergi kolaylıkları, finansal yardımlar ve daha bir çok uygun faktörlerle  önemli çapta faydalanmaktadırlar. Eğer bu sübvansiyonları bugünkü faturamıza  ( 10,2 CENT/KWH ) (2012) yansıtacak olsaydık yenilenebilir enerji yasası vergisinin üç katını bulduğunu görecektik. ..
Buradan bakınca o halde hangi enerji şekli daha çok teşvik edilmiştir?  Herhalde fotovoltaik değil….
9- Güneş enerjisi sistemleri çevre dostu değildir. Her bir panelin üretiminden panellerin ürettiğinden daha fazla enerji tüketilmektedir.
Elbette bir fotovoltaik tesisin üretiminde enerji tüketmemiz gerekmektedir. Gerçek durumda, her bir modülle bu  modülün üretiminde kullanılan enerjinin  10-15 katını üretirsiniz. Öyleyse şunu biliyoruz ki her bir modülün üretiminde tüketilen enerjiyi o modül 2 yil içerisinde üretmektedir.
Ayrıca  güneş panelleri ile karbon ayak iziniz  önemli ölçüde azalmaktadır.  Hem elektro sis olayı da oluşmamış olur. Dahası Avrupa kıtasındaki hemen hemen her üretici artık kullanılamaz hale gelmiş güneş panellerini geri alarak onları geri dönüşüme tabii tutmaktadır.
10. Almanyada güneş enerjisinin civcivli dönemi sona erdi.
Hayır kesinlikle öyle bir durum söz konusu değil. Birkaç yıl içerisinde her bir fotovoltaik tesisin elektrik depolama kabiliyeti teknik yönden o kadar gelişmiş olacak ki artık ekonomik olmayan her türlü engel ortadan kalkmış olacak. Bu sayede her bir güneş paneli işletmecisi / sahibinin rüyası gerçekleşmiş olacak: Şebekeden tamamen bağımsız olmak!


12 Şubat 2016 Cuma

Prompter Cihazı



prompter veya teleprompter  (ing:soffleuse ) kelimesi latince promptus yani hazır kararını vermiş  kökünden türetilmiştir ve zaman zaman aynı isimli ingiliz firmasının markası olan Autocue olarak da adlandırılan bu cihazlar özellikle televizyon yayıncılığında zaman zaman  sinema filmi çekimlerinde özellikle sunum ve konuşmalarda izleyici de göz kontağı sağlamak ve rahat bir şekilde konuşabilmek için kullanılan yardımcı bir teknik gereçtir. 
Televizyon stüdyosunda kamera objektifi altına okunacak metni ayna görüntüsü gibi ters veren bir monitör yerleştirilir. Objektifin önüne konulmuş bir ispanyol aynası (tek yönlü ayna -kriminal filmlerinde sorgu odalarındaki ayna) nda moderatör veya konuşmacı gözlerini kameradan çekmesine gerek kalmadan metni okuyabilir. Kamera görüntüsü üzerinde  bu düzenek çok olumsuz bir etkide bulunmaz, bozucu etkiler kamera tarafından kolaylıkla dengelenir.
Sunum ve konuşmalarda hafif renk tonlarına sahip iki cam plaka konuşmacının görüş alanının sağına ve soluna kaideleri üzerine sabit olarak yerleştirilir. Bunlara ait monitörler veya projektörler bu plakaların zeminine konulur. Bu şekilde konuşmacı bir yandan sadece başını hareket ettirerek topluluklara hitap edebilir, diğer yandan basının kameraları için her iki plakanın ortasındaki alandan  böylelikle konuşmacının herhangi bir engelle karşılaşmamış görüntüsü sağlanmış olur. Örnek olarak aşağıdaki linkten böyle bir sistemi (TBMM de kullanılan ) görebilirsiniz.
Özel bir programla üretilen  metnin hızı konuşmacı veya ona bu iş için hizmet veren biri  tarafından çok zaman ayak pedalıyla kontrol edilir. Televizyonda konuşan bir insanın gözlerinin hafifçe bir sağa bir sola hareket etmesi ve bunun sürekli oluşundan o kişinin prompter kullandığı anlaşılır.Bu cihaz 1950 li yıllardan beri kullanılagelmiştir.


4 Şubat 2016 Perşembe

TN-C-S Topraklama Sisteminde Dikkat Edilmesi Gerekenler


Aşağıda parafudr kullanılan bir TNC-S sistemde bağlantılarda nelere dikkat edilmesi gerektiğini de kısaca anlattığım bir görsel veriyorum. Sistem temel olarak bu şekilde hazırlanmalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir kaç husus da özellikle belirtilmiştir. 



TN-C-S Topraklama Sistemlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler 

(Yukarıdaki şekilde PAS ana topraklama terminalidir)

Kaynak (trafo) tarafından sıfır (PEN ) iletkeni (TN-C) geldiğinde ve bu dağıtım tarafında ayrı bir koruyucu topraklama iletkeni ile ayrılarak TN-S sistemi oluşturulur. Burada sırasıyla şunların varlığına dikkat etmek gerekir. 

1 Düzgün bir dağıtım kutusu

2 Dağıtım bloğunda topraklama (elektrot) kısmının 

3 Ana topraklama-Potansiyel dengeleme barası

4 Potansiyel dengeleme iletkeni

5 Topraklama iletkeni 

6 Sıfırlama bağlantı iletkeni (atlatma)

7 Sıfırlama bağlantı noktasının görsel olarak anlatımı /belirtilmesi noktası. Standart gereği bu nokta özel olarak belirtilmelidir.. 

8 Parafudr 





27 Ocak 2016 Çarşamba

Aydınlatma Terimleri Tablosu


Aydınlatma ile ilgili  en temel terim ve kavramları kısa bir şekilde ve görsel hale getirerek sizler için bir tablo olarak hazırladım. Umarım faydalı olur.

Aydınlatma Terimleri Tablosu

21 Ocak 2016 Perşembe

Çift Kutuplu Step (adım ) Motoru Denetimi Blok Diyagramı



Bugün sizlere adım çift kutuplu adım motorlarının sürücü devreleri hakkında kısa bir bilgi aktaracağım. Bu motorların basit bir şekilde mantığını alttaki görselden anlayabilirsiniz.

Step (adım )Motorlarının Çalışma Prensibi (Sequence : Sıra ))
Şimdi gelelim bu motorların sürücü devrelerine. Çift kutuplu bir adım motor sürücüsü için blok diyagram verilmiştir. Blok diyagramı oluşturan üç temel blok söz konusudur. İlki gerekli adımları üretmek için gerekli zamanlama ve faz üretimini gerçekleştiren adım üretecidir. Bu blok genellikle ya bir mikrokontrolör ya da mikrokontrolör dekoder ikilisinden oluşturulur. İkincisi, akım denetleme bloğudur. Bu safhada genellikle PWM kullanılır. Son blok ise güç sürücü devresinden oluşur ki burada ikili H köprü konfigürasyonu tercih edilir.

Step (adım )Motorlarının Denetimi-Sürücü Devresi Blok Diyagramı

14 Temmuz 2015 Salı

Geyti Diac 'lı Triak Kontrollü Faz Kıyıcı Dimmer


Arkadaşlar, bugün sizlere çok basit bir faz kıyıcı devresinin nasıl çalıştığını anlatmaya çalışacağım. Bu devrede bir diac kullanılmıştır.

Geyti Diac 'lı  Triak Kontrollü  Faz Kıyıcı Dimmer

 Diac dediğimiz yarı iletken elemanın özelliği belli bir azami gerilimi ulaştığından tıpkı bir parafudr gibi direncinin azalmasıdır. Diac üzerindeki gerilime ulaşılması gereken süre bir kondansatör ve direnç kolu üzerinden ayarlanmaktadır. Şöyle başlayalım: 

Gerilim uygulandıktan sonra,C1 kondansatörü R1 direnci üzerinden dolmaya başlar. 
Diac’a ait azami gerilim değeri olan 37 volta ulaşıldığında diac iletime geçer. Dolmuş olan kondansatör triac gate’ini darbeli bir şekilde iletime sokar ve yük direnci üzerine gerilimini alarak beslenmeye başlar. R1 direncini değiştirerek ateşlemeye ait süre geciktirilebilir ki böylece yüke, besleme geriliminin daha düşük bir kısmı uygulanmış olur. Bu devre evlerde aydınlatma anahtarlarında da kullanılan faz kıyıcı dimmer devrelerinde kullanılabilmektedir.

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Geytten Söndürmeli Tristör GTO Kontrol Devresi


Sadece gerilim kaynağı ile bir geytten söndürmeli tristör GTO kontrolü yapmak istenirse, yani anahtarı iletime soktuğunuz gibi iletimini kesmek isterseniz verilen şekilde gösterilen devreyi kurmak gerekir. Bunun için iletime sokan devre yapısından farklı olarak kondansatörlerin de kullanılması gerekir. Şimdi devrenin nasıl çalıştığına bir bakalım.
Geytten Söndürmeli Tristör GTO Kontrol Devresi

İlk durumda,yani GTO iletimde değil iken, C1 kondansatörü R1 direnci ve RL yük direnci üzerinden şarj olmaktadır. Şayet S1 anahtarına basılır ise C1 kondansatörü, o basma anında iletime geçecek olan GTO tristörün geyt-katot uçları arasında boşalacaktır. Bir nevi bu uçlar arasında, daha sonra tekrar ateşlemede kullanılmak üzere tekrar dolabilmesi için üzerindeki yük kısa devre edilmiş gibi olacaktır. Şimdi de C2 kondansatörü iletime geçmiş bulunan GTO tristörü üzerinden dolacaktır. Bu durumda , S2 anahtarına basılacak olursa C2 kondansatörü GTO tristörün geytine bu kez ters polaritede bağlanmış olacak, bu da GTO tristörün kesme yapmasına sebep olacaktır.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Anti-Statik (Statik Elektriği Dağıtan) Zemin Uygulaması



Antistatik Zemin Uygulaması

1-Karbon fiberler , üzerindeki insan ve teçhizat sirkülasyonundan bağımsız olarak, sürtünmeden kaynaklı gerçekleşebilecek yırtılmalar ve bozulmaları engeller ve statik elektriği dağıtma özelliğini muhafaza eder.

2-statik elektriği dağıtma özelliği sayesinde güvenli ve kontrollü bir topraklama söz konusu olur.

3- Halı üzerindeki iletken fiberler yani lifler, ön kaplama ve halının altında bulunan destek katmanı (termoplastik özellikte),hep birlikte yürümenin gerçekleştiği yüzeyi , destek katmanına milyonlarca iletken patikacıklarla bağlayan ağ benzeri bir yapı oluştururlar.

4- Halıyı zemine tutturan yapıştırma tabakası üzerindeki iletken fiber yapı bu tabakadan zemine doğru iletkenliği sağlarlar.Bu sayede üstteki halı katmanını oluşturan parçalar üstten birbirine dokunmasa dahi birbirleri ile alttan kontak haline geçmiş olurlar.

5- Basınca duyarlı yapıştırma katmanı temiz kolay ve çabuk bir döşeme sağlar.

6- Bakır şeritler iletken zemin ile toprak arasındaki bağlantıyı oluşturur. Zemin topraklamasının bağlanacağı topraklama noktası , uygulamanın yapılacağı yere göre direk topraklama, sistem topraklaması veya sıfır noktası dalgananan topraklama türlerinden biri olabilir.

25 Haziran 2015 Perşembe

Harmonik Hafifletici ( Harmonics Mitigating) Trafoları

Harmonik Hafifletici Trafolar sadece elektriksel yalıtım ve gerilim değiştirme görevini görmekle kalmayıp, faz kayması yaratarak, harmonikleri yok edebilirler. 
Bu trafolar esas olarak sıfır sekans harmonikler (3,9, 15 ....) i yok ederler ama ihtiyaca göre, tek çıkışlı ,çift çıkışlı ve üç çıkışlı yapılabilir. Burada ihtiyaçtan kasıt elimine edilmesi istenen harmonik seviyelerdir:
Tek çıkışlı : 5., 7., 17., 19.harmoniklere
Çift Çıkışlı : (Bunlar da) 5,7,17 ve 19. harmoniklere
Üç Çıkışlı: 5,7,11,13 . harmoniklere yüksek empedans göstererek bir anlamda elimine ederek, primer tarafa geçmelerini engellemiş olurlar.


Şebekede harmoniklerin bulunması, bilindiği gibi motorlarda ,aydınlatma ekipmanlarında, şalt cihazlarında, kompanzasyon kondansatörlerinde, motor kontrol merkezlerinde (MCC) , trafolarda ve yarıiletken teknolojisiyle üretilmiş olan anahtarlama ekipmanlarında aşırı ısınma ve arızalara sebep olurlar. Bu harmonikler ayrıca, elektrik-elektronik ekipmanlarda ve bilişim cihazlarında arızalara sebep olarak veri kaybına da sebep olurlar.
Kontrol sistemine ait hatalar genellikle ,harmoniklerden ileri gelen elektriksel gürültü neticesinde ortaya çıkar.
Harmonik akımlar durduk yerde sigortaların atmasına sebep olabilirler.
Harmonik akımlar ayrıca devre kesicilerde istenmeyen açmalara sebep olabilirler.Yakın geçmişte olduğu kadar günümüzde de, harmoniklerin sebep olduğu istenmeyen durumların önlenebilmesi için , genellikle şebeke boyutlandırmalarında, hesap yönteminin öngördüğü büyüklüklerin artırılması yolu tercih edilmektedir.
Halbuki, hesap yöntemiyle bulunan boyutların artırılması sayesinde, harmonikler şebekenizden uzaklaşmış olmamaktadır.
Son tahlilde, giderilemeyen bu harmoniklerin şebeke üzerinde istenmeyen bir takım etkileri neticesinde aşağıda kısaca özetleyebileceğimiz daha uzun vadeli zararlar ortaya çıkmaktadır.
· Trafo ve ekipmanlarda, yüksek harmonik seviyelerinin doğurduğu aşırı ısınma neticesinde yüksek enerji kayıpları
Şekil: Harmonik Hafifletici Trafoların
              Şebekeye Dahil Edilmesi


· Hassas elektronik cihazların zarar görmesi ve cihazlarda harmoniklerin oluşturduğu gerilim harmoniklerinin sebep olduğu düzgün olmayan işleyişler.
· İşletmenizde oluşan harmoniklerin şebekeye tesir etmesi neticesinde, elektrik şebeke tarafında oluşan aşırı yüklenmeler.
· Yukarıda sayılan arızalar sonucu oluşan , işletmeye ait süre kaybı.

Harmonik hafifletici trafolar güç sisteminizde oluşan harmonik seviyelerinin düşmesine yardımcı olmaktadır. K-boyutlandırmalı (K-rated )trafolar harmoniklerin yok edilmesini sağlayamamaktadırlar. Harmonik hafifletici trafoların tekniğine uygun bir şekilde tesisatınızda yer almasıyla birlikte, sisteminizde harmonikler ciddi oranda azalacaktır. Bu trafolar, şebekenizde harmonikler söz konusu ise, normal bir güç trafosunun iki katı kadar yüklenebilirler. Harmoniklerin düşürülmesiyle birlikte gelen enerji verimliliği neticesinde, % 50 ye kadar işletme maliyetinizi düşürebilir. K-boyutlandırmalı trafolardan daha temiz bir enerji sağlayarak, oluşabilecek zarar riskini de aynı şekilde düşürürler. Yanda 4 katlı bir ofis binasında bu trafoların nasıl yer alacağını gösterir bir şekil verilmiştir.
Dikkat edilirse, her katta kat panoları ile ana dağıtım panosu arasına ayrı ayrı bu trafolardan yerleştirilmiştir.