Haberleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haberleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2024 Cuma

Bluetooth Teknolojisinde Enerji Tasarruf Modları

 Veri iletilmeyecekse, primer ve sekonder arasındaki bir bağlantı enerji tasarrufu moduna alınabilir.

Üç enerji tasarrufu modu vardır:

HOLD modu eş zamanlı olmayan (asenkron) hazır olmama (absence:yokluk) için kullanılır. Örneğin, bir sekonder ( (slave)cihaz belirli bir noktadan itibaren 200-500 ms boyunca ağı dinlemediğini belirtebilir. Bu durumda primer (master) cihaz belirtilen süre boyunca sekonder cihaza çağrıda bulunmaz ve sekonder cihaz primer cihazın paketlerini dinlemez. Her iki cihaz da bu süreyi diğer aktiviteler (tarama, scatternet vb.) için kullanabilir.

SNIFF modu (uyku modu) azaltılmış periyodik aktivite için kullanılır. Örneğin, primer veya sekonder bir  cihaz her 50 ms'de bir yalnızca birkaç zaman penceresi (slotu) için dinleme yaptığını belirtebilir. SNIFF modu, enerji tüketimini azaltmayı amaçlayan neredeyse tüm cihazlar için kullanılır.

PARK modu bir cihazı eşzamanlı/senkronize tutmak için kullanılır. Ancak cihaz veri trafiğine aktif olarak katılamaz. Park modu neredeyse tüm yonga setleri tarafından desteklense de nadiren kullanılır.

Küçük bataryaların ihtiyacını düşük tutmak için enerji tüketiminin azaltılmasına ilişkin ayrıntılar, daha öncekiler ile yeni tariflenen modlar için primer ve sekonder cihazların uyumlu hale getirilmesine bağlıdır.

Bluetooth Teknolojisinde Durumlar


Aşağıda İTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca yayımlanmış bir makaleden ki burada enerji tasarruf modlarını da içeren kısmı dikkatle okuyalım, ayrıca konuyu zenginleştirmek ve ayrıntılı hale getirmek adına bir  alıntı yaparak bitirelim:

"Sistem Çalışması:

Bluetooth araçları dört ayrı çalışma durumundan birisinde bulunur: Aktif, koklama, durağan ve park. Bağlantı sırasında paketler gidip gelirken bu durumlarda bulunulur. Aktif durumdaki bir araç, yönetici-uydu kanalını, kendi zaman aralığında dinleyerek, kendi AM_ADDR'sini içeren paketleri bekler. Araç sadece kendi zaman aralığında dinleme işleminde bulunduğu için aktif mod enerji bakımından en verimli durumdur. Koklama durumundaki bir uydu; kanalı, yönetici tarafından kendisine bildirilen bir zaman aralığında eş zamanlı olarak dinler. Bu uygulama özellikle birden fazla Piconet'te yer alan uydular için enerji tasarrufu sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Yönetici uyduya paketleri sadece önceden belirttiği koklama zaman aralıklarında yollar. Durağan durumdaki bir uydu belli işlemleri yapamaz; ancak yönetici ile eş zamanlı frekansını korur. Bu durumdaki bir uydu hala AM_ADDR'sini korur. Yani aktif duruma geçtiği zaman eski adresi ile çalışacaktır. Park durumdaki bir uydu ise park üye adresi (PM_ADDR) ve erişim isteme adresi (AR_ADDR) olarak iki adres alır. Park durumu bir yöneticiye 7'den daha fazla uydu bağlandığı zaman ortaya çıkar. Park durumundaki bir uydu, aktif duruma geçmek için yöneticiye AR_ADDR'si ile başvurur. AR_ADDR'lerin her uydu için farklı olmak zorunda olmadığını ancak PM_ADDR'lerin her uydu için farklıdır. Bu sayede bir Piconet'te yer alan uydu sayısı 7'den 255'e çıkartılırken iletişimin verimliliği de korunmuş olur. Sonuç olarak Bluetooth™ yeni ve ilgi çekici bir teknoloji olarak bir çok uygulamaya açıktır ."


23 Ocak 2023 Pazartesi

Tüm Yönleriyle 5G Teknolojisi


Mobil iletişimin en son gelişim aşaması 5G'dir. Bu yeni teknoloji, çok daha yüksek veri kapasitesi ve son derece kısa yanıt süreleri sağlar. Bu, tamamıyla ağ üzerinden bağlantılı bir toplum için yeni uygulama olanaklarının kapılarını açar. İnternet of Things olarak bilinen Nesnelerin İnterneti teknolojisinin hayata geçirilmesi için çok önemli bir atlama taşı olan 5G günümüzde  çok yüksek hızlı internet olarak bilinir.  Bilhassa Bilkent Üniversitesinde görev yapan profesör Erdal Arıkan'ın bu sahadaki çalışmalarının Huawei firmasının literatür taramalarında sergilediği dikkat neticesinde farkedilmesiyle 5G teknolojisi büyük bir hızla küresel teknolojilerde öncü konuma yükselmiştir.  Arıkan polar kodlarla güvenilir veri aktarımının nasıl yapılabileceğini son derece nefis bir şekilde göstererek bu teknolojinin deyim yerindeyse babası olmuştur.  Bu çalışmaların neticesinde Huawei firmasının kendisine duyduğu saygı ve hayranlığın nişanesi olarak tertip ettiği etkinliğin bir videosunu veriyorum:


Süper hızlı 5G mobil iletişim standardı, ağ üzerinden bağlantılı gigabit toplumunun temelidir. Yüksek veri alışverişi gereksinimleri olan uygulamalara özel bir ivme kazandıracaktır. Akıllı bir şehir'de 5G sayesinde trafik sıkışıklığı ve kaza uyarıları ile boş park yerleri gerçek zamanlı olarak sürücülere bildirilebilir. Araçlar birbirleriyle ve mevcut altyapı ile iletişim kurabilir - hızlı ve güvenli veri iletimi, yüksek düzeyde otonom özellikli bir sürüş için itici güçtür. Otomobil için yeni işlevler içeren yazılım güncellemeleri bile mobil iletişim arabirimi aracılığıyla saniyeler içinde gerçekleştirilebilir.

5G Teknolojisinin Gelişim Çizgisi

Bir diğer önemli 5G uygulama alanı da Endüstri 4.0'dır. Ağ bağlantılı değer ve tedarik zincirleri, üretim tesislerinin kapsamlı şekilde sensörler üzerinden izlenmesi ve birbiriyle etkileşime giren robotları ile endüstri 4.0 yüksek performanslı iletişime ciddi ölçekte bağlıdır.

Süper hızlı mobil iletişim sayesinde medya kullanımı da gelecekte daha bireysel, esnek ve çeşitli hale gelecek. Bir konser veya futbol maçında aynı anda birkaç bin kişi mobil internete erişebilir olacak. Etkinliği 4K/8K Super HD kalitesinde ve interaktif olarak farklı açılardan akıllı telefonunuzdan zaman gecikmesi yaşamadan takip edebiliceksiniz. LTE ile karşılaştırıldığında 5G, 100 kat daha fazla veri kapasitesine ve 1000 kattan daha hızlı veri iletimine sahiptir. Neredeyse fark edilmecek kadar ufak gecikme süreleri sayesinde mobil iletişim standardı, ağda ışık hızında tepki oluştururken çok daha az elektrik tüketecektir. Bu etkileyici başarıların temelinde dört yenilik yatıyor.

Şimdiye kadar akıllı telefonlar ve diğer elektronik cihazlar 3 KHz ile 3 GHz arasında dar bir frekans aralığı kullandı. Ancak, hızla artan sayıda mobil ve ağa bağlı aygıtlar bu frekans alanını paylaşıyor - bunun sonucunda veri iletimi giderek yavaşlarken mevcut bağlantılar giderek daha çok arızaya meyilli hale geliyor. Çözüm, 6 GHz'in altındaki frekansları ancak özellikle milimetre dalga aralığına karşılık gelen ve mobil cihazların henüz veri iletmediği 30 ila 300 GHz arasındaki frekansları kullanmaktır. Burada Nesnelerin İnterneti için yeterli bant genişliği mevcuttur. Bununla birlikte, milimetre dalgaların zayıf bir yönleri vardır: taştan yapılmış ev duvarlarına nüfuz etmezler ve ağaçlar veya şiddetli yağmur tarafından emilebilirler.

Mimo Teknolojisi

Milimetre dalga aralığında veri iletiminde ölü noktalardan kaçınmak için, birçok küçük verici istasyon katılımcıların yakınına getirilir. Önceki mobil ağın bir uzantısı olarak hizmet veren küçük bir hücre ağı oluştururlar. Mevcut ağın bu şekilde genişletilmesi, sadece düşük bir iletim gücüne ihtiyaç duyularak yakındaki kullanıcılara ulaşılmasını sağlar. İstasyonlar arasındaki daha kısa mesafeler nedeniyle, cep telefonu veya IoT cihazı her zaman bir sonraki istasyona iyi bir bağlantı kurabilmektedir. Monolitik Mikrodalga Entegre Devreler (MMIC), verilerin 90 GHz'e kadar olan frekanslarda iletilmesine izin verir; pazar şu anda 40 GHz'e kadar olan frekanslara odaklanmaktadır.

MIMO teknolojisine (Çoklu Giriş Çoklu Çıkış) sahip bir iletim sisteminde, veri akışı birkaç verici ve alıcı anten aracılığıyla aktarılır. Bu sinyal alımını iyileştirir, menzili ve genel veri performansını artırır. LTE genellikle en çok sekiz anten öğesini bir araya getirirken, 5G önemli ölçüde daha büyük güç gerektirir: Milimetre dalga teknolojisinde , bir verici veya alıcı istasyonda genellikle birkaç yüz anten kullanılır. Masif MIMO olarak adlandırılan bu optimize edilmiş çoklu anten teknolojisi, mobil ağın kapasitesini kat kat artırır. Bununla birlikte, Tabii ki , Masif MIMO, milimetre dalgaların avantajlarını kullanmak için başka bir teknolojiye ihtiyaç duyar: Sinyaller yalnızca hüzmeleme (beamforming) tekniği ile güvenilir bir şekilde odaklanabilir ve iletilebilir.

Geleneksel antenlerden çıkan sinyaller her yöne düzgün ve aynı şekilde yayılırlar. Sinyaller diğer istasyonlarınkilerle çakışırsa, parazit meydana gelebilir ve sinyal iletimi ciddi şekilde bozulur. Massive MIMO'nun çoklu anten teknolojisi, hüzme oluşturma ile birlikte bu sorunu çözer: Aynı sinyali farklı zamanlarda birden fazla antenle göndererek, verici, istemcinin yaklaşık konumunu tespit eder ve iletim gücünü buna göre ayarlar - İngilizcede beamforming adı verilen hüzmeleme sinyal formu bu şekilde şekillendirilmiş olur. Bir hüzmeleme vericisi böylece farklı yönlerdeki bireysel alıcılara bireysel sinyaller gönderebilmektedir. Bu, menzili artırır, daha istikrarlı bir bağlantı ve daha yüksek iletim hızları sağlar ve radyo parazitlerini azaltır.

Hüzmeleme (Beamforming) Tekniği 



Giderek daha da artan ağa bağlanabilirlikle beraber, veri güvenliğine olan ihtiyaç da artmaktadır. Akıllı evler, ağa bağlı arabalar ve Endüstri 4.0, yetkisiz erişime karşı koruma ve veriler ve süreçlerin güvenliğini gerektirir. Yenilikçi yarı iletken tabanlı güvenlik çözümleriyle, geleceğin 5G mobil ağ yapısını artan sayıda güvenlik tehdidine karşı korumak önem teşkil eder.

5G Teknolojisinin Uygulama Örneklerinden Kesitler

1.
Satış sektöründeki meslektaşlarımızla bir toplantı yapıyoruz ve yine bu durum akşam geç saatlere kadar sürdü diyelim. Firdevs hanım evine giderken gece şehir merkezinden arabasıyla geçiyor olsun. "Neyse ki, bu saatlerde genellikle trafiğin yoğun olduğu saatlerde olduğu gibi ciddi ölçekte bir trafik sıkışıklığı yok," diye düşünüyor kendisi. Akşamın erken saatlerinde şehrin kuzeyinden güney bölgesindeki dairesine gitmek hızlıca bir saatten fazla sürebilir.

Akşam geç saatlerde eve dönmenin dezavantajı: Sokaklarda neredeyse hiç boş park yeri bulunmamaktadır . Ama Firdevs hanım bunun için endişelenmiyor. Yaşadığı muhit bir pilot projenin parçasıdır. Sokak lambaları radar sensörleri ve kablosuz haberleşme çipleri ile donatılmıştır. Yakındaki park yerlerinin boş olup olmadığını tanırlar ve bu bilgiyi mobil ağ üzerinden merkezi bir sunucuya iletirler.

İlgili uygulama Firdevs hanımın aracında da yüklenmiş durumdadır. Bu uygulama hangi park aydınlatma direklerinin altında ücretsiz park yeri olduğu bilgisini navigasyon sistemi aracılığıyla gösterebilir. Firdevs hanımın gerçekten uzun uzun park yeri araması gerekmiyor : Dairesinden sadece 150 metre uzağa park etme imkanına sahip oluyor. "Gerçek bir rahatlık” diye geçiyor Firdevs hanımın aklından kendisi otomobilini park ederken. "Bu teknoloji zamandan ve yakıttan tasarruf sağlıyor. Ve üçüncü kez sokaktan geçtiğinizde komşuları rahatsız etmiyorsunuz.”

2.
Tahsin bey de arabasını bir park yerine doğru sürüyor olsun. Aracını daha birkaç ay önce kiralamıştır ve sürüş alanında yakası açılmamış fırsatları konusunda hevesli bir ruh hali içerisinde. Araç trafik sıkışıklığı durumunda tamamen otonom sürüş yapabilmektedir. "Tekerlekleri üzerinde ilerleyen bir bilgisayar," diye geçiriyor aklından otomobili kiralayan kişi aracın tüm işlevlerini kendisine açıkladıktan sonra.

Aracın motorunu durdurduğunda ekranda bir mesaj beliriyor : Araç üreticisi ona, sürüşü daha güvenli ve daha konforlu hale getiren bir dizi yeni fonksiyon içeren yeni bir yazılım güncellemesi sunuyor. Bunun için arabasının artık servise gitmesine bile gerek yok. Cep telefonuna benzer şekilde, söz konusu güncellemeyi araçtaki bir cep telefonu arabirimi -Telematik Ünitesi ismi verilen donanım-aracılığıyla başlatabiliyor. Güvenlik çipleri, araca yalnızca yetkili servis sağlayıcının erişebilmesini sağlamakta.

Hızlı 5G ağı sayesinde, yeni yazılım sürümlerinin yüklenmesi ve kurulumu 20 dakikadan fazla süre almayacaktır. Tahsin bey’in ertesi sabaha kadar arabaya ihtiyacı olmayacağı için güncellemeyi onaylıyor. Güncelleme o anda yüklenirken kendisi inip aracının kapılarını kilitliyor. Güncel kullanım kılavuzu birkaç saniye içinde otomatik olarak doğrudan akıllı telefonuna yüklendi. Bu, ona yeni işlevler hakkında hemen bilgi edinme fırsatı sunuyor. Yarın sabah arabasının genişletilmiş işlevselliğini kullanabilir.

Pas, serbest durumdaki santrfora tam zamanında ulaşıyor. Santrafor topu alıyor ve direk şutunu çekiyor. Gol!!! 70.000'den fazla seyirci sevinç içinde. Mücahit Saran ve oğlu Türkay tribünde oturuyorlar. Her zamanki gibi, Türkay akıllı telefonunu elinde tutuyor. Sahada olup biteni takip ederken bir yandan da ekrana bakmaya devam ediyor. Büyük bir ulusal TV kanalı, maçı internetten canlı yayınlıyor.

3.
Türkay oyunu hem sahada izleyerek hem de mücadeleyi farklı kamera açılarından gösteren cep telefonu vasıtasıyla deneyimliyor. Üstelik neredeyse hiç zaman gecikmesi olmadan. Hızlı 5G ağı bunu mümkün kılar. Türkay'ın kulağında küçük bir kablosuz hoparlör bile var ve aynı anda yayıncının yorumlarını duyabiliyor.

Mücahit bey stadyumdaki atmosferin tadını çıkarmayı tercih ediyor. Etrafına bakınıyor. Birçok izleyici akıllı telefonlarının yardımıyla futbol maçını iki kez izliyor adeta. Bu uygulama artık büyük çaplı etkinliklerde gerçek bir trend haline dönüşüyor . Mücahit bey "Birkaç bin kişi burada aynı anda veri trafiğinde bir darboğaz olmadan mobil internete erişebiliyor." olması olağanüstü bir durum..

 

 


2 Ocak 2023 Pazartesi

Endüstride Kablosuz Teknolojiler

Her ne kadar kablolu iletişim standart olsa da endüstride standart olarak, kablolu  bağlantıların  engel olduğu veya nispeten yüksek maliyet gerektirdiği ya da hiç mümkün olmadığı çok farklı uygulamalar vardır. Bu durumlarda, hava yoluyla yani kablosuz iletişim bir alternatiftir.

Bu teknik dokümanda, "kablolu mu yoksa kablosuz mu?" sorusunun ciddi şekilde sorulduğu tipik uygulama halleri detaylı şekilde anlatılacaktır. Ayrıca uygulamalar için geliştirilmiş olan  kablosuz sistemlerden bahsedilecektir.

 Özel Konutlarda ve Sanayide Kablosuz Haberleşme :

Tüketici elektroniği pazarında, yerel kablosuz uygulamalarının kullanımı yaygınlaşmıştır. Çok sayıda uygulama arasında şunlar sayılabilir: TV uzaktan kumandası, WLAN,  otomobil anahtarları, garaj kapıları, temassız ödeme.... Bu alanda çeşitli standartlar mevcuttur: WLAN, Bluetooth, RFID, NFC ve diğerleri.

Anlaşılabilir nedenlerden ötürü, sanayide kullanılabilirlik konusunda özel konutlara kıyasla daha yüksek beklentiler söz konusudur. Ayrıca, burada parazit frekanslarının oluşması daha muhtemel, ve daha uzun menziller gerekli olup,  farklı  kablosuz sistemlerinin bir arada var olması gerekliliği söz konusudur.

Buna ek olarak, kısa tepki süreleri ve düşük enerji tüketimi gibi sektöre özgü diğer gereklilikler de vardır. Uygulama profiline bağlı olarak, patlayıcı alanlarda çalışmaya ve yüksek emniyet gerektiren uygulamalara  uygunluk da gerekli olabilmektedir.

 Noktadan Noktaya Bağlantı mı yoksa Kablosuz Ağ mı?

Sanayide kablosuz teknolojinin kullanımında ortaya çıkan temel mesele, kontrol edilebilir sayıda son kullanıcıya sahip bir noktadan noktaya bağlantının mı yoksa çok sayıda katılımcıya sahip olan bir kablosuz ağın mı kurulması gerektiğidir. Elinizdeki bu teknik makale noktadan noktaya bağlantı şeklinde gerçekleştirilen kablosuz ağ anahtarlama cihazları konusuna değinmektedir. 

Kablosuz  Ağ  Anahtarlama Cihazlarının tipik uygulamaları

"Kablosuz" teknolojilere ait saha deneyimi, sanayide kablosuz anahtarlama cihazlarının uygulama yelpazesinin son derece geniş olduğununu  ancak yine de "kümeleşme” ye yani farklı uygulama profilleri şeklinde gruplaşmaya doğru bir yönelimin olduğunu göstermektedir. Bu uygulama profillerine bakalım: 

Döner Elemanlar

Takım tezgahlarının döner tablalarındaki kenetleme elemanları ve iş parçaları, doğru kenetleme işlevi yönünden izlenmelidir. Kablosuz anahtarlama cihazlarının kullanımı (örn. bir kenetleme elemanının son konumu bilgisi için), yoğun aşınmaya maruz kalan sürtünme halkalarının kullanımını gereksiz kılabilir. Kablosuz sistemler, döner tablalar üzerindeki taşıyıcı kayış konumunu veya döner tablanın kendi konumunu sorgularken benzer görevleri yerine getirir.

Çok Boyutlu Hareketli Elemanlar

Robot kollar ve diğer üç boyutta hareket edebilen ünitelerde  kavrayıcıya, alete veya yük taşıma sistemini besleyen kabloların reglajı özellikle karmaşıktır.  Burada 3 boyutlu zincir kılavuzlarına sahip olan  harici (ve aşınmaya müsait ) kablo paketlerine veya  kablosuz bağlantıya ihtiyacınız olacaktır.

Bu durumda kablosuz anahtarlama cihazlarına ve sensörlerini tercih eden işletmeler genellikle yükleme sistemleri ve mobil vinçlerin yanı sıra montaj ve ürün işleme ve sevk sistemleri üreticileridir. 

"İç mekanda" Yüksek Tesisat  Maliyetleri

Kurulumu anahtarın kendisinden çok daha pahalı olan endüstriyel anahtarlama cihazları vardır. Basit bir örnek, forklift sürücüleri de dahil,  çalışanların bir hol kapısını açmak ve kapatmak için kullandığı tavana monteli bir çekme anahtarıdır. Ayrıca montaj hatlarında da bu tür durumlar yaygındır. Bir kablosuz anahtar buraya kolayca ve esnek bir şekilde kurulabilir.

Büyük "Dış Mekan" Mesafeleri

Kurulum maliyeti  ile cihaz maliyetleri arasındaki fark, akaryakıt depolarındaki alarmlar veya açık hava tesislerindeki erişim kontrolleri gibi dış mekan uygulamalarında daha da büyük olabilir. Bu tür yerlerde kablosuz çözümlere yer verilmelidir. 


   


Hareketli /Mobil Uygulamalar

Kablosuz işletim cihazları öncelikle intralojistikte kullanılmaktadır. Operatör, örneğin sipariş toplama işlemini onaylamak için bunları yanında taşır. Ya da kapıları açmak veya siparişleri kabul etmek için forkliftlere monte edilirler. Diğer uygulama örnekleri, kamyonları rampada durdurmaya yarar tekerlek takozları ve intralojistiğin ötesinde, makinelerde esnek kurulum modlarında çalışmada iş gören hareketli işletme cihazlarıdır.

 

 Esnek /Modüler Sistemler:

 Makineler giderek artan bir şekilde modüler tasarıma sahip olmaktadır. Bir örnek: önde gelen bir üreticinin bükme makineleri isteğe bağlı olarak bir iş takım şarjörü ve ilaveten iş cihazı (robot) ile çalıştırılabilir ve daha sonra bir vardiya boyunca operatör olmadan çalışabilir. Şarjör sadece mekanik olarak kilitlenir, ilgili makine ile iletişim radyo ile sağlanır.


Kablolarda Hasar Oluşma Riski

Dökümhaneler gibi yüksek sıcaklıkta çalışan işletmeler ve yine kaynak istasyonlarında, ayak şalterlerinin kabloları kaynak ve döküm sıçramalarından zarar görebilir - bu, uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Sac metal işlemede, düşen saclar nedeniyle kablo kopması riski vardır. Her durumda, kablosuz ayak şalterleri, arızalı ayak şalteri kablolarından kaynaklanan üretim kesintisi riskini en aza indirir.

Ergonomi ve Güvenlik

 Ayak şalterleri geniş çalışma alanına sahip ekipmanlarda (örn. abkant preslerde) kumanda elemanı olarak kullanıldığında, kablosuz şalterler ergonomiyi ve iş güvenliğini artırır. Bunlarla çalışma durumunda, operatörün  kumanda hattı iletkenine takılma riski yoktur ve ayrıca her seferinde en uygun yere yerleştirilmeleri daha kolaydır.

Değişken Konumlarda Sayma/Sorgulama

 Üretim hatları genellikle üretilen veya hatta verilen bileşenlerin sayısını sürekli olarak sayan sayaçlarla donatılmıştır. Dokunmatik yaylı veya radyo sensörlü radyo konum anahtarları bu amaç için idealdir. Herhangi bir yere çok kolay bir şekilde monte edilebilirler. 

 Binaların Erişilmesi Zor Alanları

 Endüstriyel ve idari binalarda kablosuz şalt cihazları için çok sayıda uygulama vardır - örneğin, havalandırma kapaklarının izlenmesi, acil çıkışların konumunun izlenmesi veya tavan pencerelerinin konumunun sorgulanması. Kablosuz iletişimin avantajı, kablo tesisatı gerekmediği için anahtarların veya sensörlerin basit ve esnek kurulumudur.

Güç/sinyal Bağlantısı Olmayan Uygulamalar

Kimyasal üretim tesislerindeki veya enerji üretiminde (petrol ve gaz) vanaların izlenmesi, yakınlarda elektrik bağlantısı olmaması nedeniyle genellikle zorluk arzeder.  Aynı durum yakıt depolarındali denetim şaftları ve limanlardaki "demirleme" sistemleri (demirleme halatları) için de geçerlidir. Her durumda, olumsuz çevresel koşullar nedeniyle genellikle "ekstrem" tasarımlı kablosuz şalt sistemi, kablolu varyantlara göre açık avantajlar sunar.

Sistem Tanımı: 

Kablosuz Anahtarlama Cihazları ve Kablosuz Alıcılar

Tüm bu uygulamalarda sistem kabaca üç öğe takımından oluşmaktadır:

  • Kablosuz Anahtarlama Cihazı
  • Anahtarlama Dolabında Yeralan Kablosuz Alıcı
  • Anten

Kablosuz Anahtarlama Cihazı esasen kablolu özellikteki bir cihaztan türetmedir ve radyo iletişim modülü ile birleştirilir. Bu cihazlar farklı tasarımlarda olabilir ve endüstride sıklıkla kullanılan cihazların hepsini içerir: Konum şalteri, kablolu aç kapa anahtarı, ayakşalteri, sensörler, komut cihazları vs..


Sayısal değerlendirme birimleri, diğer şeylerin yanı sıra,  merkezi kontrol ünitesine bağlanabilen kablosuz  anahtarlama cihazı sayısı bakımından farklılık gösterirler. 

 Kablosuz Haberleşme Modülü : Entegre mi yoksa Ayrı mı?

Modern kablosuz anahtarlama cihazlarında, kablosuz modülü anahtar muhafazasına entegre edilmiştir. Kablo girişlerinden vazgeçilerek anten için gerekli alan bırakılmış olmaktadır. Buna ek olarak örneğin geleneksel konum anahtarlarının kablosuz özellikli hale getirilebildiği kompakt üniversal kablosuz anahtarlama cihazları da piyasada çokça bulunmaktadır. Bunlarda gönderici birim, harici bir gerilimsiz kontak aracılığıyla alıcı üniteyle bağlantı kurmaktadır. 


24 Ekim 2019 Perşembe

Anten ve Güç Kaynağı İlişkisi

Bir IoT cihazının güç kaynağı ve anteni ilk bakışta göründüğünden çok daha yakın bir ilişki içindedir. Düşük sinyal gücünde, kablosuz haberleşme ağı tarafından modeme iletim /aktarım gücünü artırması komutu verilir. Bu durum da güç ihtiyacında bir artışa neden olur.

Özellikle 2G mobil radyo standardını kullanırken, sinyal formlarına tam uyum, yani sinyal darbesinin kenarlarının diklik miktarı önemli bir rol oynar. Sinyal aktarım gücünün artmasıyla birlikte, yüksek genlik nedeniyle standartlara uygun sinyalin üretilmesi zorlaşır, yani güç kaynağı daha fazla yüklenir. Bu nedenle kaynak, yüksek ve düşük akımlar arasında çok hızlı bir şekilde geçiş yapabilmek durumunda kalır. 

Bu gereksinimi karşılayan bir gerilim düzenleyicisi /regülatörü tasarlamak ise beraberinden bazı zorluklar doğurur. Örneğin, donanım tasarımında uygun olmayan seçim neticesinde, yükte meydana gelen bir değişme sırasında regülatör osilasyon yapmaya başlayabilir, yani çıkış voltajı sabit değildir ve yukarı ve aşağı dalgalanma gösterebilir. Bu durumda, modemin izin verilen minimum besleme voltajının altına düşebilir ve daha sonra modemi başlangıç durumuna getirecek olan sıfırlama devresi devreye girer. Ayrıca çıkış sinyalindeki titreşimler ortamdaki diğer aygıtları etkileyebilecek aksaklıklar üretebilir ve yayabilir.

 Antenler Gelecekte IoT teknolojisine  Daha Fazla Entegre Olacaktır. 

Nitelikli IoT cihazları söz konusu olduğunda modem yalnızca iletişim amaçlıdır ve esas uygulamayı çalıştıran ana kontrolör tarafından kontrol edilir. İkisi genellikle, örneğin gerilim çökmesinde olduğu gibi, modem sıfırlandığında belirsiz durumlara yol açabilecek olan farklı minimum gerilim eşiklerine sahiptir, ancak ana kontrol cihazı normal şekilde çalışmaya devam eder.

Yine , bir IoT cihazı beslemek için kullanılacak gerilim dönüştürücü, enerji kaynağının türüne uyarlanmalıdır. Cihaza örneğin bir motorlu taşıtın elektrik sistemi aracılığıyla güç verilmesi gerekiyorsa, örneğin, marş sırasında ortaya çıkan yüksek gerilimlerin neticesinde olduğu gibi ortaya çıkan istenmeyen tepki ve hasarlardan kaçınmak üzere uygun koruyucu devreler sağlanmalıdır. 

Pil Kullanımındaki Tuzaklar 
Gerilim düzenleyicilerinin kullanımına oldukça elverişli bir alternatif, şarj edilebilir bataryaların kullanımıdır. Bunlar aynı zamanda çok düşük iç dirençleri nedeniyle yüksek akımlar verebilirken salınımlı çıkış voltajı ve bunun neticesinde ortaya çıkan istenmeyen cihaz sıfırlamaları gibi problemler riski oluşmaz. 

Ama burada ayrıca tuzaklar da yok değil . Çok küçük kesitli ve / veya uzun metrajlı kablolar kullanılıyorsa, doğal olarak kablo direnci artar. Bağlantı fişinin kusurlu seçimi sonucunda oluşan ve yüksek temas direnciyle birlikte akım tepe noktalarında ortaya çıkan yüksek gerilim düşümü, modem güç kaynağı için minimum eşiğin altında kalınması sağlayarak burada da sıfırlama devresinin modemi başlangıç ​​durumuna getirmesine neden olunabilir. Bu sorun, batarya boşaldığında, çıkış gerilimi boşalma sırasında sürekli olarak düştüğü için daha da ciddi hale gelir. Örneğin LiSOCl2 primer bataryalarda ise çıkış gerilimi batarya boşalana kadar neredeyse sabittir. Modern lityum bazlı piller, yüksek enerji yoğunlukları temelinde küçük boyutlu ve yüksek kapasiteli olmalarıyla dikkat çekseler de , bir IoT cihazını süresiz olarak çalıştıramazlar.

IoT Cihazının Çok Basitleştirilmiş Bir Gösterimi. Görüldüğü Gibi D.C Batarya Besleme Kaynağı Olarak İlk Tercihtir. 

Kendi Başına Çalışmada Karmaşıklığın Artışı 
Kendi kendine yeten çalışmayı güvence altına almak için bataryalar güneş paneli ile birleştirilebilir. Ancak bu senaryoda, sistemsel karmaşıklık artacaktır. Parazitik dirençler konusuna ek olarak, bataryayü sık sık şarj ve deşarj döngüleriyle aşırı yüklemeyen ve harici olarak sağlanan enerjiyi en iyi şekilde kullanan bir şarj kontrol cihazı tasarlamak da gereklidir.

Örneğin, şarj kontrol cihazı, bataryayü şarj sonu gerilimine kadar şarj ederek sonra şarj devresini açmak yerine , şarj sonu gerilimin biraz altındaki bir gerilimde sürekli tutacak şekilde boyutlandırılabilir. Bu, kapasiteyi azaltsa da, bataryanın ömrü uzar. Yük düzenleyici/regülatörü tasarımında da , gerilim düzenleyici tasarımında ortaya çıkan benzer problemler söz konusudur. 

Daimi Besleme ve Beraberinde Getirdiği Seçenekler
Bir güneş paneline alternatif olarak, şarj edilebilir piller, bir dizi başka uygulama imkanı da sunan daimi bir kaynakla birleştirilebilir. Örneğin, daimi besleme tarafında enerji kesilirse , batarya sayesinde bir alarm mesajı verilebilir ve / veya cihaz arıza süresi boyunca çalışmaya devam eder. Bu senaryoda - bir güneş panelinin durumunun aksine - herhangi bir zamanda ne kadar enerjinizin olduğunu bilebilir , şarj ve deşarj döngüsünü azaltmak ve bu böylece bataryanın korumasını sağlamak amacıyla farklı stratejilere başvurabilirsiniz. 

Örneğin, yalnızca harici besleme kesildiğinde bataryaya geçiş sağlayan bir devre tasarlanabilir. Bu amaçla, bu görevi yerine getirmek için genellikle az sayıda ek bileşen kontrolör ve güç yönetimi entegre devrelerinin kullanılması gerekir. Burada zorluk, besleme enerjisindeki kesintiyi meydana geldikten hemen sonra tespit etmek ve gerilim modemin güç kaynağına ait minimum gerilim eşik değerinin altına düşmeden ve cihaz kendini resetlemeden önce bataryaye zamanında geçiş yapmakta yatar. 

Bu senaryoda besleme devresinin bir başka önemli görevi, her kullanımdan sonra bataryanın tamamıyla şarj edilmesini sağlamak ve böylece harici beslemenin bir sonraki kesintisinde bataryada maksimum kapasitenin hazır olmasını sağlamaktır. Ek olarak, kullanılan batarya teknolojisine bağlı olarak kendiliğinden boşalmaya karşı gereken önlemler alınmış olmalıdır. Ancak, ayda yaklaşık% 1 oranında kendiliğinden deşarj olmaları nedeniyle modern lityum tabanlı piller kullanıldığından bu durum şu halde önemsenmemektedir. 

Elbette, bu durumda da , gerilim ve yük düzenleyici cihazların tasarımı (örneğin, osilasyonlu bir çıkış voltajı) ve batarya bağlantısıyla ilgili olarak (örneğin, parazitik dirençler) daha önce tarifi yapılan sorunlara dikkat edilmelidir.Daha önce de belirtmiştik, güç kaynağının tasarımı karmaşık, geniş bir konudur. 

Uygun Bir Anten Seçimi
Uygun bir antenin seçimi ve bunun en uygun şekilde konumlandırılması da belirli ölçüde bir zorluk teşkil eder. Sonuçta bir anten bir metal parçasından çok daha fazlasıdır. Modem tarafından algılanan sinyal gücünden büyük ölçüde sorumludur, bu da başlangıçta açıklandığı gibi gerekli iletim gücünü belirler. Aynı mantıkla, anten tipinin değiştirilmesi veya montaj durumunun optimize edilmesiyle yapılan iyileştirmeler , güç kaynağındaki sorunları telafi edebilir veya gizleyebilir.

bir IoT cihazının kullanımında örneğin, şebeke operatörünün kapsama alanının kıyısında veya modemin yeniden başlatılması nedeniyle batarya tümüyle bitmek üzere olması gibi olağandışı durumlarda istenmeyen cihaz davranışları oluşursa, durumu telafi etmek noktasında iki temel yaklaşım sergilenebilir; 

Bir yandan, bu makalenin ilk bölümünde açıklanan bilgiler dikkate alınarak enerji beslemesi optimize edilebilir. Bununla birlikte, sorunlar projelendirmenin daha ileri safhalarında (gecikerek) tespit edilirse veya daha çok sayıda cihaz zaten kullanımda ise, böyle bir optimizasyonun yapılması o kadar kolay olmayabilir. Bu durumda, çözüm yolu olarak ikinci yaklaşım "antenin iyileştirilmesi" dir.

Öyleyse anten seçimi için kriterler ne olmalı? İlk olarak en belirgin şey, antenin modem tarafından desteklenen tam frekans aralığını kapsaması ve empedansının modeminkine uyması gerektiğidir. Mobil şebeke modemlerinde , örneğin, 50 ohm empedanslı antenler gereklidir.

Uygun Anten Karakteristiğini Belirleme
Bir sonraki nokta, montaj konumu ve bu konum ile ilgili olan uygun bir dalga/radyasyon karakteristiğinin seçimi ile ilgilidir. Anten dışarıda ise, radyasyon özelliklerine ait seçim oldukça önemlidir, ancak binaların içinde çok yönlü bir anten kullanmanız önerilir. Çok yönlü bir antenin kullanılması her iki durumda da avantajlıdır, çünkü bu, çevrede mümkün olduğu kadar çok sayıda baz istasyonun sinyallerinin alınmasını sağlar. Genel olarak, açık havadaki sinyal kalitesi binalardakinden önemli ölçüde daha iyidir. Bu nedenle, mümkünse antenin bina dışına yerleştirilmesi tavsiye edilir. Gerekli anten kablosunu seçerken dikkat edilmesi gerekenler bu makalenin sonunda ele alınmıştır.

Çubuk antenler veya dipoller kullanırken, kutuplaşmalarına ayrıca dikkat etmek önemlidir. Mobil şebekede (2G / 3G) kullanılan baz istasyonları dikey polarizasyon ile iletilir, yani antenden yayılan elektrik alanı toprak yüzeyine diktir. Öte yandan, hem dikey hem de yatay polarizasyon ile sinyal alabilirler. 

Bir anten IoT cihazına kalıcı olarak monte edilmişse, cihazın son montaj pozisyonundaki yöneliminin, alınacak sinyalin polarizasyonuyla eşleşmesine dikkat edilmelidir. Örneğin, dikey polarizasyona sahip bir anten, yer yüzeyine 90 ° açıyla döndürülürse, alım performansı önemli ölçüde bozulur. Bu sorunun bir çözümü, tipik olarak dikey ve yatay polarizasyonla aynı anda çalışan dom veya yonga antenlerinin kullanılmasıdır.

Daha küçük cihazlara yönelik eğilim durdurulamaz gibi görünse de, antenin boyutu önemli bir rol oynar. Bu nedenle, alım performansı genellikle artan fiziksel boyutlarla birlikte önemli ölçüde iyileşir.

Doğru konumlandırma
Konumlandırmaya da özel dikkat gösterilmelidir. Kurulum yerini seçerken, diğer şeylerin yanı sıra, antenin işlem sırasında suya maruz kalmamasını veya çamur gibi diğer ortamlarla kaplanmamasını ve mümkün olduğu kadar yüksekte ve bozucu etkide bulunan nesnelerle irtibatının bulunmamasını sağlamak önemlidir. Bu, özellikle büyük önem taşıyan atık su ve çevre mühendisliği uygulamalarında önemlidir.

Ek olarak, üreticinin kurulum talimatlarına titizlikle uymak önemlidir. Örneğin, bazı anten tipleri (örneğin tek kutuplu antenler) topraklanmış bir metal plaka üzerine kurulum gerektirirken, diğerleri kendi başına dik pozisyonda durabilen özelliktedir. 

Anten ve Modem Arasındaki Bağlantı Kablosunun Önemi
Modem ve anten arasında uygun bir bağlantı kablosunun seçimi antenin seçimi ve yerleştirilmesi kadar önemlidir. Temel kural şudur: kablo ne kadar kısa ve kesit ne kadar büyükse, zayıflaması ve dolayısıyla kablonun sistemin alım gücü üzerindeki etkisi o kadar düşük olur. Popüler RG174 kablosu bu nedenle küçük kesiti nedeniyle yalnızca kısa mesafeler için uygundur.

Bu ilişkinin farkında olmak önemlidir, çünkü aksi takdirde, örneğin bir uygulama sırasında anteni mümkün olduğu kadar yükseğe yerleştirmek için kabloyu şafttan çıkarmak gibi iyi niyetli bir yaklaşım, eğer kablo kaybı nedeniyle modeme ulaşan sinyal kullanılamaz bir şiddette ise ters tepecektir. Kablo uzunluğu yapısal nedenlerden dolayı kısaltılamazsa, aynı kesitteki zayıflaması standart kablolarınkinden önemli ölçüde düşük olan "düşük kayıplı kablolar"ın kullanımı yine de önemli ölçüde iyileştirme sağlayacaktır

21 Haziran 2019 Cuma

Haberleşmede Olasılık Teorisi & Shannon Teoremi

Shannon tarafından kaleme alınan makale (teoremini ortaya koyduğu ) den bugüne haberleşme (ister sayısal ister analog farketmeksizin) tekniğinde olasılık kavramı çok önemli bir yer tutmuştur. Tabii haberleşmede Shannon teoremi ile başlamıyor olasılık kavramı. Günümüzde artık haberleşmenin çoğunlukla sayısal olarak gerçekleştirildiği düşünülürse bu teoremi bir kez daha hatırlamakta fayda bulunmaktadır. 

Haberleşmede Olasılık Önemli Bir Kavramdır. 

Shannon Teoremi 
Shannon Theoremi bir iletişim linkinin saniyede aktarılan bit sayısı cinsinden azami kapasitesini, mevcut bantgenişliği ve sinyal-gürültü oranını bir fonksiyon üzerinen tanımlayan bir üst sınır koymaktadır. 
Bu teorem şu formülle verilir: 

C = B * log2(1+ S/N)


burada C erişilebilir kanal kapasitesi , B hattın bantgenişliği , S ortalama sinyal gücü ve N ortalama gürültü gücüdür.  Bu formül görüldüğü gibi olabilirliğin en üst sınırını vermektedir. Kısacası hiç bir bozucu etkinin olmadığı bir durum için en optimal durumda kanal kapasitesi için  en üst sınırın büyüklüğünü  veren bir formüldür. Formüldeki "ortalama gürültü gücü"  işin içine tek başına olasılığı dahil eden bir unsurdur. 

Analog haberleşmeyi ele alalım. Bu haberleşme türünde alınan sinyal bir miktar gürültü içermekte olup bu sinyalden asıl sinyali elde etmeye çalışırsınız. Gürültü burada sinyal değişkeninin rastgele bir şekilde dalgalanması olarak ele alınabilir. Kısacası, rastgele kavramını açıklamayan bir olasılık teorisi olmaksızın gürültünün doğasının ne olduğunu bilemeyiz. Dahası, iletiyi taşıyan sinyali elde etmekten bahsettiğimizde asıl sinyali bir şekilde tahmin etmemiz gerekecektir. Bu da olasılık teorisinin alanına giren bir işlemdir. 

Sayısal haberleşmeye bakalım. Çok basit bir seviyede düşünecek olursak sayısal haberleşmede de bit olarak tabir ettiğimiz ayrık sinyallerin alıcıya hiç bozulmadan ulaşması gerekmektedir ve fiziksel katmanda bu sinyallerin (bir paket olarak gönderilen bit serileri ) yine gürültü ve sistemsel nedenlerle kayıplara uğraması kaçınılmazdır. İşte olasıllık teorisi yine burada sistemin maruz kaldiği bozucu etkilerin istatistiki yönden tahminine dayanarak sayısal haberleşmenin olabildiğince en düşük seviyede hata ile gerçekleştirilmesine yardımcı olmaktadır. 






21 Aralık 2018 Cuma

Gelecek Nesil Akıllı Sensörler Her Zamankinden Daha Küçük ve Daha Yüksek Doğrulukta

“Nesnelerin İnterneti “ teknolojisinin mikro ölçekli dünyasında, verilerin toplanması ve yorumlanması hızlı, doğru ve düşük maliyetli olmalıdır. Peki akıllı sensörler bu gereksinimleri nasıl karşılar ve bunlar yenilikçi mühendislik projelerinde ne tür uygulamalara konu olmaktadırlar? 

Çevremizi incelemek söz konusu olduğunda, yalnızca biyolojik kapasitemize güvenmek zorunda olmaktan hazzettiğimiz söylenemez. Bu, , bilgiyi mümkün olan en düşük maliyetle, daha hızlı ve yüksek bir kesinlikle yorumlamamız gereken mikronik IoT dünyasında daha da önemli bir konu haline gelmektedir. 

Akıllı sensörlerin dijital bir cihazda mikronik seviyeye sahip yani mikron ölçeklerinde çalışan bir uygulamada verimli olamamasının sebepleri başlıca pahalı , kararsız, güç yönünden tutarsız ve hatalı ölçme yapmalarıdır. Aynı zamanda, tüm IoT katmanlarını ( sırasıyla analiz, bilgi, algılayıcı ve iletişim şeklinde sayılabilir), yeterince destekleyen karmaşık sistemlere dahil olmak için genellikle çok hantaldırlar.

Ancak, nano-optik, düşük güçlü kablosuz ve tam seviyeli yazılım desteği gibi gelişmiş teknolojiler ve malzemeler sayesinde, artık çeşitli verileri mevcut maliyetlerin çok altında iletme ve işleme kapasitesine sahip olan çip boyutlarına sahip sensörlerin daha geniş bir bir şekilde uygulamalarının yapılacağı günlere çok da uzak olduğumuz söylenemez. 

Nano-Optik Fiberli ve Çip Boyutunda Spektrum Ölçerler
Bu özel çoklu spektral sensör, bazı mikroişlemcilerde mesela Microsoft’un Intel markasında olduğu görüldüğü gibi, kurşun içeriği düşük Land Grid Array (LGA) konfigürasyonlu pakete yerleştirilmiş benek boyutlu (4,5 x 4.4 x 2.5 mm) bir cihazdır. AS7262 ve AS7263 çoklu spektral sensörler, hassas yansıtıcı ve düşük emici özelliklere sahip nano-optik girişim filtreleri kullanır. Nano-optik filtreler doğrudan CMOS (tamamlayıcı metal-oksit-yarı iletken) silikon üzerine yerleştirilmekte olup klasik girişim filtrelerinden daha fazla doğruluğa sahiptir.

AS7263 Çoklu Spektral Sensör İç Yapısı
Çok kanallı spektrometri, tek bir dalga boyunun algılanması için gereken süre içerisinde çoklu dalga boylarının algılanmasını sağlar. Bu birleşik spektrometreler, görünür spektrumda (450 ila 640 nm) altı ve yakın-kızılötesi spektrumunda (610 ila 860 nm) yine altı kanal içerir. Akım kontrollü bir LED sürücü güç tutarsızlıklarını önler ve aynı çiple bir yuvarlak shutter üzerinden ışık veri girişini kontrol eder. 
Akıllı bir arayüz, net bir şekilde kalibrasyon gerçekleştirilmesinde görev yapar ki bu da sensörü akıllı ve düşük maliyetli bir cihaz haline getirir. Bu sensör, tarım ve bahçecilik, gıda güvenliği, sahte para tespiti, belge doğrulama, hassas renk ayarı ve renk tanımlama gibi endüstriyel uygulamalarda kullanılabilir. 

Taşınabilir Cihazlar İçin Yeni Nesil Akıllı Hublar 
Bosch, “Boyutla-artan- yüksek -maliyet” sorununu sürekli çalışır durumda sensörlere sahip Android destekli paketler (4.1 x 3.6 x 0.83 mm) içerisinde akıllı hub'lar tasarlayarak çözdü. 

BHI260 akıllı hub, bir jiroskop, ivmeölçer ve bir manyetometrenin en mükemmel şekilde birleştirilmesiyle oluşmuştur. Doğrusal hareket ve yerçekimi kuvvetlerinin yanı sıra dikey, önden arkaya ve bir taraftan diğer tarafa eksen dönme oranlarını da algılayabilir. Atalet ölçüm birimi (IMU) Sensortec baskılı devre kartı (PCB) ve Shuttle kartı üzerine monte edilmiştir. JB konektörleri ile ilave sensörleri kendisine bağlayabilen bir M2 ana arabirim (i2c ile yapılandırılmış) veya bir Quad-SPI arabirimi içerir. 

Akıllı hub, toplam güç tüketimini(1.8V güç kaynağı ) azaltarak mobil cihazlara, gözlüklere ve artırılmış/sanal gerçeklik giyilebilir aksesuarlarına uygulanabilirliği artırır. Bu ayrıca 3D yönelimi, adım sayımı, konum izleme, etkinlik tanıma, poz ve kafa izleme ve içerik farkındalığı gibi alanları da içerebilir. 

Kablosuz (Wireless) Çok Amaçlı Mini Sensörler 
Mikroçip boyutu, yüksek hassasiyetli el cihazları için kritik öneme sahip olsa da, akıllı yaşam ortamları ve büyük endüstriler gibi bazı ekosistemlerin dikkate alınması gereken ilave faktörler vardır. Bunun içinde büyük miktarlarda özel verilerin ve sensör hareketliliği de bulunabilir. Disruptive Technologies tarafından piyasaya sunulan sürekli-devrede akıllı bulut kiti, bir klavye tuşu ebatında ve bozuk para inceliğinde olan kablosuz dokunma ve yakınlık sensörlerini bir araya getirir. Bu haliyle dahi, kkullanıcının veri gizliliği ve güvenliği üzerinde denetim sahibi olması gereken geniş ekosistemlerde kullanılabilecek kadar küçüktürler.

Kablosuz/Wireless Çok Amaçlı Sensörler Hayatımızda Giderek Daha Fazla Yer Alıyor

Disruptive Technologies'in kablosuz algılayıcısı 50 metrelik bir iç mekan menziline, 15 yıllık pil ömrüne ve günde yüzlerce işlem kaydetme kapasitesine sahiptir. Kullanıcı verisinin aşırı yüklenmesi bir SIM ve Ethernet entegre bulut konnektörü ile yönetilirken, yönetimi son derece kolay hale getiren bir dokun-ve- eşle sistemi üzerinden akıllı cihazlara anlık bağlantı sağlanabilmektedir. 

Sensör çok amaçlıdır ve ulaşılması zor makine parçalarında olduğu gibi gerekli olan her yere takılabilir. Bu sensörlerin veri doğruluğunu artıran ve bu doğruğu özellikle akıllı ev, perakende, gayrimenkul, yemek servisi ve güvenliği ve tüm endüstri 4.0 çözümlerinde çevresel verileri toplamak için uygun hale getiren çok yönlülüğü, üreticiler ve kariyer mühendislerine elverişli bir seçenek sunmaktadır.

15 Kasım 2018 Perşembe

Akıllı telefonunuzla Duvarın Arkasını Görebilmek Mümkün


Doğru bir yazılımla, standart bir akıllı telefon kullanılarak bir konutun içinde olup biteni sokaktan gizlice izlemek bir anlamda casusluk yapmak mümkün hale geliyor. Buna karşı kesin çözüm niteliğinde hiçbir savunma önlemi de bulunmuyor. 

Akıllı telefonlar tarafından şöyle bir bakınca, bir WLAN yönlendiricisinin ( Router) bir fenerin içine yerleştirilmiş bir mumdan pek farkı yok. : Lambanın içinde hareket eden her şey, dışa doğru yayılan ışıkta meydana gelen küçük değişiklikler tarafından kendini ele verecektir. Santa Barbara'daki California Üniversitesi'nden Yanzi Zhu'nun liderliğindeki bir bilimsel çalışma ekibi, WLAN kablosuz sinyallerine dayanarak bir apartmanın iç mekanına yönelik olarak nasıl casusluk yapılacağını göstermeyi başardı. Teknik bir makalede standart bir akıllı telefon ve kendi geliştirdikleri yazılımdan daha fazlasına gerek olmadığını da ifade ettiklerini belirtelim. 

WLAN'ın yardımıyla insanların takip edilebildikleri ve hatta kol hareketlerinin dahi izlenebildiği uzun zamandır bilinmektedir. Bilim adamları, Wi-Fi sinyallerini kullanarak duvarların arkasını görebilmek için zaten bir takım yöntemleri test ediyorlardı. Ancak, tüm bu girişimler WLAN yönlendiricisi veya özel antenler üzerinden gerçekleştirilecek bazı kontrol mekanizmaları gerektiriyordu. Ancak Zhu ve meslektaşları, çalışmaları sonucunda daha fazla yardımcı ekipmana gerek duymuyorlar. Sadece WLAN sinyallerinin gücünü ölçüyorlar. 

Yeni Bir Yazılımla Duvarın Arkasını Görmek Mümkün. 
Bu radyo dalgaları duvarlardan pencerelerden, kapılardan ve insanlardan karmaşık yollarla yansırlar. Araştırmacılar, yöntemin iç mekanın net bir resmini değil, yalnızca kaba pozisyon bilgisini sağlayabildiğini belirtiyorlar. Bu durumda en azından bir kişinin nereye gittiğini, ayağa kalkıp kalkmadığını, bir kapıyı açıp kapamadığını anlayabiliyorlar. Dairenin kat planına sahipseniz, bu bilgiyi burada görebilirsiniz. 

Bununla birlikte, bunun için ön koşul, casusluk yapan kişinin yönlendiricinin yerini bulmasıdır. Bu amaçla, cep telefonunu binanın önünde birkaç kez İleri geri gidip gelmelidir ki böylece cihaz kablosuz vericiyi bulabilsin. Bahsi geçen araştırmacılar Önbaskı Sunucusu arXiv' de kamuoyuyla paylaştıkları makalelerinde bir binada bulunan çok sayıdaki vericinin sistemin güvenilirliğini arttırdığını yazdılar. Test amaçlı olarak (bina sakinlerinin izniyle) on bir binayı gizlice izlediler. 

Sadece hiçbir insan veya nesnenin hareket etmemesi halinde WLAN casusu kördür – bu durumda sinyal sabittir. Bunun dışında, mahremiyetlerini korumak isteyen insanlar için çok fazla işe yarar savunma yoktur. En makul çözüm WLAN sinyaline yapay gürültü eklemek olarak görünüyor.

3 Ekim 2018 Çarşamba

Ara Dağıtım Çerçevesi (Paneli) Nedir?


Ara Dağıtım Çerçevesi (IDF), örneğin bir kat dağıtıcısı (Rack kabinet de denir ), bir kablolama yapısının alt dağıtıcısıdır. Kablolama yapısındaki ara dağıtıcıdır ve hub, yönlendirici ve patch panelleri içerebilir. Buradan, abone veya kat kabloları doğrudan abone bağlantı kutularına gider. Böyle bir ara bağlantı noktasında, abone hatları çapraz bağlantı yoluyla bireysel servislere bağlanabilir. Ek olarak, bir ara dağıtım çerçevesi, ana dağıtım panosundan gelen kablolar için bir dağıtım noktası olarak hizmet edebilir.

 
Ana Dağıtım Çerçevesine Çoğunlukla Fiber Optik Kablo İle Bağlanan Ara Dağıtım Çerçeveleri (Panelleri)

Herhangi bir dağıtım odasında bulunan bir IDF rafı, patch panellere ek olarak dağıtım (kenar) anahtarlarına, yönlendiricilere, güç kaynaklarına, akülere ve UPS sistemlerine sahip olabilir.

31 Ekim 2017 Salı

WİMAX Mimarisi


802.16 standartları GSM ve UMTS örneklerinde olduğu şekilde geniş çerçeveli değildirler. Özellikle yönetim seviyesinde pek çok alan bunların dışında kalır. Böylelikle, farklı altyapı ve yönetimsel çevrede bulunan WIMAX ağlarının birbirleri ile birleştirilebilmeleri mümkün olmaktadır. Ne var ki bu birleştirme işlemi mobil haberleşme tecrübesine sahip ağ işletmecilerini zorunlu kılmaktadır. 

802.16 mimarisi baz istasyonu ile çok sayıda uzak Abone İstasyonu öngörür. Abone istasyonları müşterilerde bulunan alıcı ve verici cihazlardır. Daha basitleştirerek söyleyecek olursak abone istasyonları WİMAX modemleridir. Baz istasyonları tarafından koordine edilirler. Bir baz istasyonu çok sayıda abone istasyonunu işletir. Abone istasyonlarınının olabildiğince küçük ve uygun olabilmesi için baz istasyonlarının çok yönlü ve akıllı olması sağlanır. 

Hava arayüzü R1 uç cihazları, baz istasyonlarının erişim kontrolünü tarif eder. Radyo bağlantısı kriptoludur. Kriptolama yöntemi olarak 128-bit ileri kriptolama standardı(AES) kullanılır. WİMAX uzak terminalleri otomatik olarak konfigüre edilirler ve düzenli aralıklarla yeniden değiştirirler. Bu nedenle dışarıdan bir dinlemeye karşı güvenli bir şekilde korunmuşturlar. Merkezi bir denetim kontrolü QoS anlamında kalite yönelimli aktarımı mümkün kılar. Çekirdek ağ ile haberleşme IPsec üzerinden gerçekleştirilir. 

IEEE 802.16d ye göre gerçekleştirilen sabit bağlantılar, bir uydu çanağının tesisatı ile karşılaştırmayı mümkün kılacak bir maliyettedirler. WİMAX uç cihazları olabildiğince yükseğe yerleştirilmeli ya da harici bir antenle donatılmalıdırlar. Kullanıcı ile istasyon arasında görsel bir bağlantı kurulabilmesi istenen bir şeydir. Bu ikisi, maliyeti artıran unsurlardır. Bu sebeple mobil standardı olarak “WİMAX mobil” tercih edilmektedir. 

Tipik bir WİMAX modem radyo-modem,yönlendirici, ve küçük bir VoIP telefon santralinden oluşur. İdeal şartlarda tesisat kurulumları cihazları kutusundan çıkarıp bağlantısını yapmaktan ibarettir. Modern cihazlarda konfigürasyon, TR-069 DSL de olduğu gibi tam otomatiktir.

31 Mart 2017 Cuma

Mobil Şebekelerdeki Modülasyon Tekniklerinin İlerleyişi Üzerine.

Geçtiğimiz yıllar boyunca, cep telefonlarımız güç bakımından etkin sayısal modülasyon tabanlı sistemlerden bandgenişliğini önceleyen sayısal modülasyon tekniklerine geçiş yaptı biz farketmeden. Bunun arkasında yatan temel sebep artık yeni akıllı cep telefonlarımızın genişband uygulamalarının gerektirdiği yüksek aktarım hızlarına ulaşabilmekti. Enerji ya da güç bakımından verimli / etkin modülasyon tekniği verinin en düşük güç seviyesinde aktarımını sağlar. Örnek olarak çok uzak olmayan bir tarihte kullandığımız GSM/GPRS şebekeleri bu tekniği kullanan sistemlere iyi bir örnek teşkil eder. Bu şebekelerde kullanılan modülasyon tekniği İkili yani binary sinyal GMSK dir. Bandgenişliği bakımından etkin modülasyon tekniğinde sınırlı spektrum band genişliğinde GMSK tekniğine kıyasla daha yüksek hızlarda veri aktarımı gerçekleşir. 3G şebekelerinin ilk fazlarında bandgenişliği etkin modülasyon tekniğinden faydalanılmıştır. 16’lı Karesel Genlik Modülasyonu (16QAM) en son , yüksek hızlı downlink veri paket erişimine sahip (HSPDA ) W-CDMA hava arayüzünde bile kullanılmıştır. 

İletişimde Kullanılan Teknikler ve Donanımlar Yıllar Geçtikçe Karmaşıklaşıyor
16QAM cep telefonlarının veriyi daha çok indirebilmesi için downlink tarafında kullanılır. Bandgenişliği bakımından etkin modülasyon tekniği , 3G mobil telefon servislerinin değişik varyasyonları da dahil olmak üzere kullanıcının daha yüksek bir veri transfer hızına sahip olmasını, daha güvenlikli bir iletişimi, daha yüksek bir hizmet kalitesini (QoS) ve iletişim sisteminin daha hızlı şekilde hizmete girmesini sağlar. Yüksek seviyeli , yani yüksek küme katsayısına sahip olan modülasyon tekniklerinde (8PSK, 16QAM vs gibi) GMSK gibi düşük katsayılı olanlara göre daha büyük miktarda veri taşıma kapasitesi söz konusudur. Buna karşılık radyo ve DSP devrelerinde daha karmaşık ve pahalı donanımlara ihtiyaç duyulur. Alternatif olarak yine daha karmaşık alıcı ve vericilerle daha düşük band genişliklerinde yayın yapmak da tercih edilebilir. Özetle iletim tekniğinde gitgide daha etkin sistemler daha karmaşık donanımlar ve yüksek maliyetler getirmektedir. Bu karmaşık donanımın içerisinde ilk akla gelenler: daha iyi bir DSP, daha hızlı işleyen sinyal işleme algoritmaları, yüksek lineerliğe sahip RF güç amplifikatörleri ve daha yüksek hassasiyetteki güç dedektörleri vs..

24 Mart 2017 Cuma

Sayısal İletişimde Band Genişliğiyle İlgili Kısıtlar

(Çeviridir) 


Tipik bir sayısal (dijital) sinyalin pek çok farklı frekanstaki sinüs dalgalarının bir araya gelmesiyle oluştuğunu düşünebiliriz. Frekans arttıkça her bir sinyalin genliği azalmaktadır. Bu frekanslardan sadece iletim kanalının band genişliği içerisinde kalan kısım alıcıya ulaşabilmektedir. İletim ortamının band genişliği azaldıkça dörtgen şeklindeki sinyalin formu giderek daha fazla bozulmaktadır. Alıcı tarafında bu dörtgen şeklindeki sinyal tekrar üretilmek durumundadır. Nyquist belirli bir band genişliği için gerçekleştirilebilecek azami veri aktarım hızını veren bir formül vermiştir. 

Band Genişliği Sayısal İletişimde Anahtar Bir Kavramdır
 B ( hz ) band genişliğine sahip bir sayısal sinyal için ( böylece iki farklı sinyal seviyesi ) 2*B bit/sn hızında bir iletim gerçekleştirilebilecektir. Genel olarak, sinyal seviyesi M, ve band genişliği B için iletim hızı C (bit/sn ), şöyle verilir:

C = 2*B*ld(M)

Pratikte ciddi boyuttaki gürültüler (parazitler) nedeniyle bu ideal değerlere ulaşmak mümkün olmaz. Çok yüksek zayıflatma değerleri veya yanlış kablo seçimi nedeniyle bandgenişliğinde bir sınırlama ortaya çıkmaktadır. Özellikle çift bükümlü kablolama söz konusu olduğunda masraftan kaçınmamalı 10 Mbit/sn değerlerinde çalışılacak olsa dahi 100 Mbit/sn için uygun olan tip-5 kablo kullanulmalıdır. Daha sonra yapılacak tadilatlar ciddi şekilde maliyet getireceğinden en baştan ileriye dönük düşünmekle ciddi kazanımlar elde edilmiş olunacaktır. Bandgenişliğinde ortaya çıkan sınırlandırmalar daha çok modem üzerinde gerçekleşen WAN bağlantılarda ortaya çıkmaktadır. Şu anda geçerli olan 33600 bps ve üzerindeki değerlere normal telefon bağlantıları ile ulaşmak teknik yönden çok zorlaşmıştır.

17 Mart 2017 Cuma

Antenlerde Yön Etkisi

Yandaki görselde bir antenin “yön etkisi”nin ne olduğu açıkça görülebilmektedir.  Şimdi hayali ve gerçekte olmayan izotrop antenlere bakalım. Bu anten dalgalarını yayımlarken her yöne eşit şiddette yani dalgalar bir küreden çıkıyor gibi bir etkide bulunan bir anten türüdür.  Buna karşılık bir anten yön etkisi gösterecek olursa yayınladığı dalgaların bir kısmı bazı yönlerde daha güçlü bazı yönlerde daha zayıf olacaktır.  Diğer bir deyişle  etkin yönde şiddeti artan enerji diğer etkisiz kısımlarda eksilecektir.

Antenlerde Yön Etkisi

Temel veriler aşağıda verilmektedir: 
  • Elimizdeki sadece yayınladığımız enerjidir. Yön etkisi olan antenlerde etkin yönlerdeki enerjinin kaynağı etkin olmayan yönlerdeki enerjinin eksilmesiyle karşılanmaktadır. Yani enerjinin katlanması çoğalması gibi bir durum söz konusu değildir. 
  • Elektromanyetik dalgaya dönüşen enerji belli yönlerde diğer yönlerden daha yoğundur.



10 Ocak 2017 Salı

Çeyrek Antenler (V antenler )

Çokyönlü verici antenler verici sahası boyunca aynı zaman kapsamında yayın yapılması istendiğinde tercih edilirler. Bu sahanın yarıçapı verici gücüne bağlı olarak 1300 km’e kadar çıkabilir.Şayet dinleyicilere gece gündüz ayrımı olmadan ve vericiyi tekrar tekrar frekans ayarına tabii tutmadan tek frekansta işletmek istenirse oldukça basit ve üstün bir tasarıma sahip olan çeyrek antenler diğer anten türlerine nazaran öne çıkacaktır.  Bu antenler tasarım olarak  rombik antenlere benzerler. Çeyrek anten denmesinin sebebi iki anten yarısı arasında açısal olarak  çoğunlukla 360/4 = 90 derece olmasıdır.  İngilizcesi quadrant antenna şeklindedir.

İki Adet Çeyrek Anten
Bu antenler en genel şekliyle aşağıdaki parametrelerle tanımlanırlar. 

H antenin yatay polarizasyonu
Q çeyrek anten tipi
n dikey olarak gruplanmış dipol sayısı
h en alçak dipolün tasarım frekansında dalga boyu cinsinden yüksekliği


Çeyrek antenler yatay bükülü dipollerden meydana gelirler. Bu bükümün açısı, istenen yatay ışınım diyagramına ( yani çokyönlülükten ne kadar sapmaya izin verileceğine ) bağlı olarak 60 ila 90 derece arasında değişir. Her ne kadar “narinlik ” yani dipol uzunluğunun eşdeğer dipol çapına olan oranı en ideal genişbant karakteristikleri için seçilmiş ve söz konusu dipol bir açık çoktelli kafes şeklinde oluşturulmuşsa da , basit dipollerin tüm kısadalga yayın tayfında işletilemeyeceği açıktır. Frekanslar aşağıda verilmiştir. 

Çeyrek Antenlerde Frekans Band Aralıkları  (Büyütmek için tıklayınız)

29 Kasım 2016 Salı

Babinet Teoremi (Prensibi)


Babinet Teoremi ( Prensibi ) J.Babinet tarafından 1829 yılında ortaya konulmuştur. Bu prensibe göre; ışığın , ilk durumda düz ve geniş bir ekran/çerçeve üzerinde bulunan bir açıklıkta ve ikinci durumda aynı büyüklükteki bir ekran üzerinde ilk durumdaki  açıklığa şeklen birebir uyan ve onu tamamlayan bir  düz bir engel (tamamlayıcı ekran ki ekranın ortadaki engel kısmı dışında kalan yerleri opak olarak yapılırsa tamamlayıcılık özelliği sağlanmış olacaktır)' den geçişi sırasında gerçekleşen kırılma olayında meydana gelen ışık şiddetinin dağılım şekilleri ve kırılmanın meydana getirdiği görüntüler,(kısaca, kırılma desenleri ) asıl geometrik-optik görüntünün (kaynağın görüntüsü) dışında kalan yerlerde birbiriyle aynıdır.

Babinet  Prensibinin Görselleştirilmiş Hali 
Buna göre, bir tel parçasının meydana getirdiği kırılma olayı, aynı genişlikteki bir açıklıkta meydana gelen kırılma olayına ve aynı şekilde bir parçacığın meydana getirdiği kırılma olayı, bu parçacığı şekil olarak birebir tamamlayan bir açıklığın meydana getirdiği kırılma olayına kadar dayandırılabilir.  
Bir parçacığın veya bu parçacıkla aynı büyüklükteki bir açıklığın ardında meydana gelen dalga genlik dağılımları , ışık kaynağının görüntüsü dışında kalan yerlerde tam olarak 180 derece kadar kaymaktadır.  Işık şiddeti ışık dalgasının genliğinin karesiyle orantılı olduğundan benzer bir ışık dağılımı ortaya çıkar. Bu prensip yüksek frekanslı haberleşme tekniğinde örneğin anten alanlarının (elektriksel, manyetik ) hesaplanmasında kullanılır. 

28 Kasım 2016 Pazartesi

Schumann Rezonansı Nedir ? Nasıl Hesaplanır?

Schuman Rezonansının ne olduğunu hatırlamakla başlayalım:

Schuman Rezonansı belirli frekanstaki elektromanyetik dalgaların dünya yüzeyi boyunca durağan dalga oluşturması olayıdır. Bu olay ilk kez fizikçi Winfried Otto Schumann tarafından açıklanmış olup yeryüzü ile iyonosfer tabakası arasında meydana gelen rezonans olayıdır.
İyi bir iletken olan iyonosfer ile çoğunluğu okyanuslardan oluşan ve dolayısıyla yeterince iyi bir iletken olan dünya sathı arasında bir oyuk rezonatörü meydana getirmektedir. Bu yüzeylerin büyüklükleri ile meydana gelen rezonans frekansları hesaplanabilmektedir. Yıldırım deşarjıyla tetiklenen bu rezonans olayında meydana gelen elektromanyetik dalga frekansları çok düşüktür. O kadar ki ancak çok hassas cihazlarla ölçüm yapmak suretiyle varlıkları ispat edilebilirler.

Schumann Rezonans Dalgaları 

Hesaplamalarının Yapılışı: 

Dünyanın çevresinin ortalama değeri yaklaşık olarak a = 39.985.427 metredir. (Ekvatorda 40.075 km, kutuplarda 39.940 km). Işığın yayılma hızı olarak havasız ortamda c = 299.792.458 m/s değerini kullanarak, en düşük frekanslı dalgalar için hesapsal olarak c/a = 7,5 Hz değeri sözkonusudur. İdeal olarak iletken olan cidarlara sahip ideal bir oyuk rezonatöründe n.ci frekans için () aşağıdaki formül kullanılmalıdır;


Yerküre ideal olarak iletken özellikte bir cidara sahip olmadığından, yukarıdaki formül 0,78 katsayısı ile çarpılır ve böylece n = 1, 2, 3 … değerleri için formül uygulandığında temel frekans 7,83 ve katları olan 14,3, 27,3 , 33,8 hz gibi değerler bulunur. Saçılma olayı, iyonosfer etkileri, ve sistemlerin diğer ideal olmayan özellikleri ölçülen değerler ile teorik değerler arasında , mevsimlere bağlı olarak değişkenlik gösteren farklar meydana gelmektedir. 3 ila 30 hz arasında değişen Schuman Rezonans frekansları uluslararası ölçekte Aşırı Düşük Frekans (ELF ) olarak isimlendirilir.